Apart, Öğrenci Apartı, Apart Oteller, Yurt, Pansiyon ve Otel Rehberi | Apartara.com

İzmir Hakkında Geniş Bilgi

Ağu - 08 | Gezilecek Yerler, İzmir

İl Trafik No: 35

İlçeler: Bornova, Buca, Karşıyaka, Konak, Menderes, Aliağa, Beydar, Bayındır, Bergama, Çeşme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kira, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı, Urla.

Türkiye’nin üçüncü büyük metropolü olan fuarlar ve kongreler merkezi İzmir, ticaret ve sanayi ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir. İzmir’in batısında renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır.
Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul’dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

İzmir Resimleri

Doğal ve tarihi güzellikleri, turizme uygun iklim koşulları, yeterli konaklama ve ulaşım altyapısı ile İzmir, turizm potansiyeli yüksek illerimizden biridir. İl, denizi, kıyıları, dağları, yaylaları, termal suları, ormanları, Ege’ye özgü tarımsal ürünleri ve iklimi ile değişik turizm türlerinin gerçekleşmesini mümkün kılmaktadır. Kıyılarında dinlenme ve eğlence turizmi, antik kentler ve ören yerleri ile tarih-kültür turizmi, Bozdağlar’da dağ ve kış sporları turizmi, eko turizm, Şirince köyünde kırsal turizm, Balçova, Çeşme ve diğer ilçelerde termal turizm, festivalleri ve şenlikleri ile kültür turizmi, kutsal yerleri ile (Meryem Ana Evi) inanç turizmi gibi değişik turizm türlerini ilin her tarafında görmekteyiz. İzmir’de, turizm işletme belgeli 130, yatırım belgeli 51 tesis mevcuttur. Bu tesislerde 16491 oda ve 34715 yatak bulunmaktadır.İzmir ili 12 aylık dönem turizm hareketlerine göre, 2004 yılı toplam girişlerin %84,94 havayolu, %17,06′sı ise denizyolu aracılığı ile gerçekleşmiştir. İzmir’i en çok Almanya, Fransa, Hollanda ve İngiltere kaynaklı turistler ziyaret etmektedir. İlde toplam 278 turizm seyahat acentesi ile 1301 profesyonel turist rehberi turizm sektöründe çalışmaktadır.

İlgi Çekici Yerler: Dikili, Foça, Çeşme, Seferihisar ve Gümüldür Kıyıları, Balçova-Çatalkaya Teleferiği, Asansör, Yamanlar-Karagöl, Tunay, Uzunkuyu, Belkahve ve Çamlık Orman İçi Dinlenme Yerleri, Balçova-Agamemnon, Çeşme-Şifne, Bergama-Güzellik, Menemen, Seferihisar, Bayındır, Foça (Phokaia), Larisa, Erythrai, Klazomenai, Teos, Lebedos, Kolophon, Klaros, Notion ve Efes (Ephesos) İlkçağ Kent Kalıntıları, Meryem Ana Evi, Bayraklı, Kadifekale, Artemis Hamamı, Kızılçullu ve Selçuk Sukemerleri, İzmir Agorası, Çeşme ve Selçuk Kaleleri, Belevi Tümülüsü ve Mezar Anıtı, Bergama, Ödemiş ve Tire Ulucamileri, Faik Paşa, Hisar, Hacı Hüseyin (Başdurak), Kestane Pazarı, Ali Ağa, Hatuniye, Çorak Kapı, Konak, Kurşunlu, Şadırvan, İkiçeşmelik, Salepcioğlu, İsa Bey, Mehmed Bey, Kazganoğlu, Yeni, Paşa ve Rüstem Paşa Camileri, Kızlarağası, Mirkelamoğlu ve Karaosmanoğlu Hanları, Sultan Şah, Mehmed Bey, İbn Melek ve Süleyman Şah Türbeleri, İzmir Saat Kulesi, İzmir Atatürk ve Menemen Kubilay Anıtları, Uluslararası İzmir Fuarı, İzmir Arkeoloji, İzmir Resim ve Heykel, İzmir Atatürk, Efes Arkeoloji, Bergama ve Tire Müzeleri.

Kadife Kale

İskender’in Anadolu’ya çıkışı ve Pers egemenliğine son vermesiyle birlikte bölgede yeni bir şehircilik anlayışı gelişti. Smyrna’da yaşayanlar Efes, Bergama, Rodos, İskenderiye gibi zamanın ticarette ve liman işletmesinde ileri gitmiş şehirleri ile boy ölçüşebilecek bir şehir kurmak istemişlerdi. Ancak bir şehrin eski İzmir’de kurulması hem konum açısından hem de alanın küçüklüğü nedeniyle olanaksız olduğundan İskender, bugün Kadifekale olarak bilinen Pagos Tepesi eteklerine yeni şehri kurmayı düşünmüştür. Efsaneye göre; İzmir’e gelen Büyük İskender,o zaman ormanla kaplı “Pagos Tepesi” denilen Kadifekale’de Nemesis Kutsal alanında avlanırken bir ara ulu bir çınarın altında uykuya dalar. Rüyasında gördüğü iki Nemesis, İskender’den yepyeni bir İzmir’i uyuduğu tepenin eteklerinde kurmasını isterler, uykusundan uyanan İskender, Klaros’un Apollon kahinine gördüğü rüyayı anlatarak fikrini sorar. Kahin rüyayı tek bir cümlede yorumlar: “Kutsal Meles Çayı kenarındaki Pagos Tepesi eteklerinde yerleşecek İzmirliler, eskisinden dört kez daha mutlu olacaklardır.” Bu yeni İzmir’in kuruluşunda İskender’in Pagos Tepesinde gördüğü rüyanın yorumuna dayanmak yerine, dönemin deniz ve karada gelişen ticari potansiyelinin gelişmesinin dayattığı zorunluluk nedeniyle burada kurulmuş olduğuna inanmak, günümüz için çok daha bilimsel bir yaklaşımdır. Nihayet, rakibi General Antiganos’u M.Ö.302′de öldüren Lysimachos yeni İzmir’in Pagos Tepesinde kuruluşunu gerçekleştirir. Anadolu ticaretinde, dönemin en büyük potansiyeline sahip olan İzmir, su kemerleri, gymnasionu, stadyumu, tiyatrosu ve agorası ile son derece gelişmiş ve düzenli bir kent olarak imar edilmiştir.

Kemeraltı
Kemeraltı, Mezarlıkbaşı semtinden Konak Meydanı’na kadar uzanan geniş bir bölgeyi içine alan tarihi bir ticaret alanıdır. Çarşının bugün ana caddesini oluşturan Anafartalar Caddesi, geniş bir kavis çizer. Bu kavis, caddenin geçen yüzyıllarda var olan iç limanın etrafını dolaşmış olmasından kaynaklanmaktadır. Liman, zamanla ağzına doğru dolmaya başladığından, yeni yerleşim ve ticaret sahaları açılmış ve buraları yeni binalarla değerlendirilmiştir. Bu çarşı ilk yıllarda, kısmen tonozlu, kiremit örtülü, yan sokakları ve arastalarıyla bir kapalı çarşı görünümündeydi.

Kemeraltı adını bu bölümünün üstünün kapalı olması özelliğinden almıştır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de Kemeraltı Çarşısı, İzmir’in en önemli geleneksel alışveriş merkezidir. Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkanlarının sayısı oldukça azalsa bile, modern iş merkezleri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryaları ile sokakları günün her saati canlı, her türlü alışverişin yapılabileceği bir mekan görünümündedir. Kapalı ve açık mekanlardan oluşan çarşıda geleneksel Türk el sanatlarından seramikler, çini panolar, ahşap ürünler, tombaklar, halı ve kilimler, deri ürünlerinin her çeşidini bulmak mümkündür.

Atatürk Müzesi

1. Kordon (Atatürk Caddesi) üzerindedir. 1875-1880 yıllarında ev olarak yaptırılmıştır. Bina, Başkumandanlık Karargahı olarak 10 Eylül 1922′de Atatürk’e tahsis edilmiş, Atatürk bu binanın balkonundan halka hitap etmiştir. 13 Ekim 1926′da İzmir Belediyesi binayı hazineden satın alarak Atatürk’e hediye etmiştir.Bina 29 Ekim 1978 tarihinde Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

T.B.M.M Egemenlik Evi

Eski Belediye binası olarak bilinen ve günümüzde T.B.M.M.Egemenlik Evi olarak kullanılan yapı, Hisarönü semtinde yer alır. Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında İzmir Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nın çalışmalarına mekan teşkil eden, uzun yıllar belediye hizmetlerinin yürütüldüğü bina 1997 yılından itibaren bir kültür ve sanat merkezi olarak faaliyet göstermektedir.

Saat Kulesi

901 yılında, Sultan II. Abdülhamid’ in tahta çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle ve padişahın emri üzerine, Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmıştır. Son derece zarif görünümüyle Konak Meydanı’nı bir inci gibi süslemektedir. Teras yükseldikçe incelen sivri kemerleri, kubbecikleri, mukarnas işçiliği ve geometrik figürlerle donatılmış olan taş işçiliğinin bir zarafet içinde Saat Kulesi’ni çevrelemesi, zengin bir görüntü oluşturmaktadır. Kulenin saati Alman İmparatoru II.Wilhelm tarafından armağan edilmiştir. İzmir’in önemli bir simgesi ve yüzyıldır önemli bir buluşma noktasıdır.

İzmir Devlet Tiyatrosu

1925 yılında Türk Ocağı İzmir Şubesi binası olarak yapılan eserin mimarı Yüksek Mimar Necmettin Emre Bey’dir. Yapı I.Milli Mimarlık tarzının özelliklerini taşıyan, kubbeli, iki katlı zarif bir örnektir. Mithatpaşa Caddesi üzerindedir.

Halit Rıfat Paşa Köşkü

19. yüzyılın sonlarında inşa edilen Halil Rıfat Paşa Köşkü, ana yapı ve ek yapıdan oluşmaktadır. Ana yapı iki katlı olup, ek yapı ise tek mekanlı bir yapıdır. Köşk aslına uygun onarım ve yeniden düzenleme çalışmalarının tamamlanmasından sonra hizmete açılarak TULOV Vakfı tarafından Kültür ve Eğitim Merkezi olarak işlevlendirilmiştir.

Selepçioğlu Camii

1906 yılında Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından İzmir’in en büyük kubbeli camisi olarak yaptırılan cami, ince yapılı, zarif bir minareye sahiptir. Caminin dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla kaplanmıştır. Büyük kubbesi altın varakla işlenmiş olan caminin son cemaat yerinde üç kubbesi bulunmaktadır. İzmir’in en nadide camileri arasında yer almaktadır.

Kemeraltı Camii

17. yüzyılda inşa edilen cami, merkezi kubbelidir. 18. Yüzyıldan kalma kalem işi süslemeleri görülmeğe değerdir. Caminin hemen bitişiğinde aynı dönemden kalma bir sebil bulunmaktadır.

E.Ü. Botanik Bahçesi

Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi bünyesinde 1964 yılında kurulmuş olan Botanik Bahçesi, 1997 yılında Ege Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlanarak, E.Ü. Botanik Bahçesi & Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak hizmetine devam etmektedir. Araştırma ve öğretim hizmetlerinin yanı sıra halka doğal ve kültür bitkilerini tanıtmak ve sevdirmek amacını taşımaktadır.
Botanik Bahçesi 48.750 m2 alan üzerine kuruludur. Buradaki seralarda, tropik, kserofit, egzotik bitkiler halka ve öğrencilere tanıtılmaktadır. Botanik Bahçesinde yaklaşık 3000 kadar bitki türü bulunmaktadır. Bu bitkiler Türkiye ve yabancı kökenlidir.

Yamanlar-Karagöl

Karşıyaka ilçesinde bulunan Karagöl, kent merkezinden yaklaşık 40 km uzaklıkta, denizden 800 metre yükseklikte Yamanlar Dağı üzerinde yer almaktadır. Alanı 2 ha olan Karagöl, tektonik kökenli heyelan gölüdür. Kızılçam ve karaçam ormanları arasında bulunan Karagöl’ün çevresinde günübirlik piknik ve çadırlı kamping alanları düzenlenmiştir.

İnciraltı Gençlik Merkezi

İnciraltı Gençlik Merkezi, yeni bir rekreasyon alanı olarak sinema salonları, yeme-içme tesisleri, spor, yürüyüş ve piknik alanları, sandalla gezinti yapılabilecek suni bir göl alanı ile kent halkını buraya çekmektedir.

Dokuz Eylül Anıtı

İzmir’in 9 Eylül 1922 günü, düşmandan kurtuluşu esnasında sabahın erken saatlerinde şehit düşen dört Türk askeri için yapılmış olan anıt, Halkapınar semtinde bulunmaktadır.

Agora

İzmir’in Namazgah semtinde bulunan Agora, Roma dönemine aittir. Agora antik dönemlerde politik toplantıların ve halkın alışveriş yaptığı bir yerdir. Ticari olmaktan ziyade, bir devlet agorası görünümündeki İzmir Agorası, bugüne değin ortaya çıkarılan dünyanın en büyük Devlet Agorasıdır. M.S.178′de depremle yerle bir olan Agora, İmparator Marcus Aurelius’un özenli çalışmalarıyla yeniden inşa edilmiştir. 1932-1941 yılları arasında yapılan ilk dönem kazılarla büyük bir bölümü ortaya çıkarılan İzmir agorasının, dikdörtgen formda, ortada geniş (120 x 180 m) bir avlu etrafında sütun ve kemerler üzerine inşa edilmiş üç katlı ve önünde merdiveni olan bileşik bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Agoradaki çalışmalar; agora meydanı, kuzey kapısı, bazilika altı, batı yapısı (stoa), antik çarşı olmak üzere beş yerde kazı, restorasyon, arkeolojik temizlik ve çevre düzenlemesi şeklinde sürdürülmektedir.

Hükümet Konağı

1868 -1872 yılları arasında yapılmış olan Hükümet Konağı, Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir. 9 Eylül l922′de, Türk ordusu’nun İzmir’e girmesiyle Hükümet Konağı’na çekilen Türk bayrağı, yalnız İzmir’in değil, ülkemizin de kurtuluşunu simgeler.

Asansör

Mithatpaşa Caddesi ile Halil Rıfatpaşa semti arasındaki yükselti farkından dolayı, iki semt arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak amacı ile 1907 yılında Musevi işadamı Nesim Levi tarafından inşa edilmiştir. Asansör kulesi ile iki semt arası birleştirilmiştir. Kulede iki asansör bulunmakta, bunlardan soldaki buharla, sağdaki ise elektrik ile çalışmaktaydı. 1985 yılında gerçekleştirilen restorasyonla her iki asansör de elektrikle çalışır duruma getirilmiştir.1994 yılında yapılan ikinci restorasyon ile Asansör Sokağı’nın çevre düzenlemesi gerçekleştirilmiştir. Asansör’de teras restoran ve bar yer almaktadır. Tarihi Asansör’ün bulunduğu sokakta ayrıca, dünyaca ünlü ses sanatçısı Dario Moreno’nun da yaşamış olması, buraya duyulan ilgiyi daha da arttırmaktadır.

Alsancak Garı

856 yılında hizmete açılan İzmir-Aydın demiryolu hattının, İzmir’deki bitim noktasıdır. 1858 yılında hizmete açılmıştır.

Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı 1744 yılında Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılarak hizmete sokulmuştur. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir’deki nadir eserlerinden olan han, diğer Osmanlı hanları gibi çarşılı ve avlulu hanlar düzenindedir. Kızlarağası Hanı, 4000 m2′lik alanı kaplayan, kareye yakın dikdörtgen planlı, avluya bakan kısımları iki katlı, bedestenleri tek katlı, yaklaşık 500 m2 ‘lik avlusu olan görkemli bir yapıdır. Hanın çatısı tamamen kurşun kaplıdır.Hisarönü semtinde yer alan han, 1988-1993 yılları arasında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak kullanılmaktadır. Kızlarağası Hanı’nda çok çeşitli el sanatları, her türlü hediyelik eşya, halı, kilim, gümüş takı, giyim eşyası, nargile ve malzemeleri, deri kıyafetler ve hediyelik eşyalar satışı yapan dükkanlar bulunmaktadır.

Hisar Camii (Şadırvan Camii)

İzmir’in anıtsal yapılarından bir diğeri de Hisarönü semtinde bulunan Hisar Camii’dir. Aydınoğlu (Molla) Yakup Bey tarafından 1597 yılında yaptırılmıştır. Cami’nin ortasında merkezi büyük kubbe, sekiz adet fil ayağı üzerinde durmakta, yanlarda üçer büyük, arkada üç küçük ve son cemaat yerinde de yedi küçük kubbesi ile tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. 1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarında onarım gören cami, güneyden ve batıdan payanda kemerleri ve duvarlarıyla desteklenmiştir. Dekorasyon 18 ve 19. yüzyılların etkisi ile zenginleştirilmiştir.Sütun başlıklarında, pencere üzeri ve cephe süslemelerinde mihrap, minber ve vaiz kürsüsünde Avrupa sanatsal etkilerini görmek mümkündür.

Şadırvan Camii

Eski iç liman kıyısında yapılmıştır. İsmini, yanında ve altında bulunan şadırvanlardan almıştır. 1636 yılında inşa edilmiş ve 1815 yılında onarım görmüştür. Doğuda tek şerefeli bir minaresi ve batıda bir kütüphanesi bulunan caminin mihrap, minber ve vaaz yeri mermerden yapılmıştır.

Beth İsrael Sinagogu

Sultan 2.Abdülhamit’in İzmir Valisi, eski Sadrazam Kamil Paşa’ya emri uyarınca, Karataş semtinde oturan Musevilerin ibadetlerini yapabilmeleri için inşa edilmiştir. Beth İsrael Sinagogu, İzmir’in en büyük ve seçkin havrasıdır.

Kültürpark

Kentin tam ortasında yer alan Kültürpark’ta, büyük kısmı yurtdışından getirilmiş 200′den fazla değerli ağaç ve çalı türü bulunmaktadır. İzmir’in akciğeri olan Kültürpark’ta her ağacın ve bitki örtüsünün künyesi çıkarılmıştır. Toplam 421.000 m2′lik alanda 156.000 m2′lik yeşil alana sahiptir. Kültürpark içinde koşuyolu, yüzme havuzu, kapalı spor salonu, tenis kortu, nikah salonu ile 13500 m2′lik alanda kurulu Lunapark hizmet vermektedir. Kültürpark’ın bir diğer işlevi, İzmir Uluslararası Fuarı’na ev sahipliği yapmasıdır.

Balçova Teleferik Tesisleri

1000 m’lik hat uzunluğu ile 1974 yılından beri çalışmakta olan teleferik 423 m yükseklikteki tepeye ziyaretçileri yaklaşık 10 dakikada taşımaktadır. Spor ve doğa severler için geniş imkanlar sunulan tesislerde, yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleri ile sporseverler heyecanlı anlar yaşayabilirler.

Atatürk Anıtı

Cumhuriyet Alanı’nda büyük önderimiz Atatürk’ün “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri!” komutunu simgeleyen anıt, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından yapılmıştır. Atatürk’ün üniformasıyla bir at üzerinde tüm heybeti ile gösterildiği anıt, kaidesindeki kabartmaları ile de dikkati çekmektedir. Cumhuriyet Anıtı, İzmir’in en önemli simgelerinin başında gelir.

Zübeyde Hanım Anıt Mezarı

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın mezarı anıt şeklinde 1940 yılında İzmir Belediyesi tarafından Karşıyaka semtinde yaptırılmıştır. Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde Ferik Osman Paşa Camii avlusu içindedir.

Kızılçullu Su Kemerleri

Eski adı Kızılçullu olan Şirinyer’de bulunan su kemerleri Meles (Kemer) Çayı üzerinde olup Kadifekale’de kurulan kente su getirmek için yapılmıştır. Geç Roma dönemine ait iki sıra halindeki kemerlerin yapımında taş, tuğla ve Roma harcı kullanılmıştır. Bu kemerler Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar dönemlerinde onarım görmüş ve uzun süre kullanılmıştır.

Etnografya Müzesi

Müze olarak İzmir kent merkezindeki (İzmir Arkeoloji Müzesi ile bitişiktir) ikinci önemli müzeyi oluşturduğu gibi, müze binası da tarihsel bir özellik taşımaktadır. Bina, 18.yüzyıl sonlarında Neoklasik tarzda inşa edilmiştir. 1985-1987 yıllarında restore edilerek Etnografya Müzesi olarak teşhire hazırlanmıştır. Müze binası, zemin kat ile birlikte üç katlı olup, teşhir iki kattadır. Eserler İzmir ve yöresinin 19. yüzyıldaki toplumsal yaşamından kesitler vermektedir.

Dönertaş Sebili

Anafartalar Caddesi ve 945 sokak kesişiminde konumlanan Dönertaş Sebili, köşesindeki sütunun dönmesinden dolayı bu adı almıştır. 1814 yılında yapılan sebilin sahibinin Osmanzade Seyyid İsmail Rahmi Efendi olduğu sanılmaktadır. Yapı, İzmir’in en güzel ve bakımlı sebillerindendir. Dörtgen planlı sebilin üstü kubbeli olup, alaturka kiremit kaplıdır. İki pencere arasında ve köşeye konan, süslü başlıklı, geçmişte dönen yuvarlak mermer sütun cephenin çarpıcı bir öğesidir. Mermer kaplı cephe, bitkisel motifler, manzara ve hat bezemeler ile süslenmiştir.

İzmir Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması

Türkiye’nin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi, İttihat ve Terakki Fırkası’nın çabalarıyla, 1912 yılında okumuş, kültürlü Türk gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağı’ndaki Salepçizade Konağı’nın selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bugünkü binanın yapımına, 1922′den sonra başlayarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış, kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir. Sinema, günümüzde İzmir Devlet Opera ve Balesi’ne hizmet vermektedir.

Uşakizade Köşkü

Beyaz Köşk veya Latife Hanım Köşkü olarak anılan Uşakizade Köşkü, Uşakizade Muammer Bey’in babası Sadık Bey tarafından yaptırılmıştır. Göztepe semtinde eğimli bir araziye yapılan köşk üç katlıdır. Gazi Mustafa Kemal Paşa 14 Eylül 1922′den, 27 Temmuz 1924 tarihine kadar, Uşakizade Köşkü’ne beş kez gelmiş ve 91 gün kalmıştır.

Yalı (Konak )Camii

Konak Meydanı’nda, çinileri ve sekizgen planıyla dikkatleri çeken, İzmir’in en zarif camilerinden Yalı (Konak) Camii, Mehmet Paşa kızı Ayşe Hatun tarafından 18.yüzyılda yaptırılmıştır. Sekizgen planlı caminin mimarisinde kesme taş kullanılmıştır. Harim ile dış cephelerde yer alan çiniler, 19. yüzyıl Kütahya çini geleneğinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır.

Başdurak Camii

Hacı Hüseyin Camii olarak da anılan cami, 1652 yılında inşa edilmiş, 1774 yılında onarım görmüştür. Tek kubbenin örttüğü caminin altında dükkanlar bulunmaktadır.

St. Polycarp Kilisesi

St. Polycarp Kilisesi, İzmir’in en eski kilisesidir. Yapımı 1625 yılına kadar uzanmaktadır. Sultan Süleyman’ın izni ve Fransa Kralı XIII. Louis’in isteği ile inşaa edilmiş ve Kapusin rahiplerine verilmiştir. Kilise ve sonradan binaya eklenmiş olan manastır, 1688 yılında bir depreminde hasar görmüş, sonra da yanmıştır. 1690 ve 1691 yıllarında çevresi ile birlikte yeniden inşaa edilmiştir.

İzmir Kuş Cenneti

İzmir kuş cenneti, değişik canlıların yaşayabildiği dalyanlar, sazlıklar, otlaklar ve tuzla havuzları gibi farklı yaşam alanlarını bünyesinde bulundurması nedeniyle, ülkemizdeki diğer kuş cennetleri arasında çok önemli bir ayrıcalığa sahiptir. Sahip olduğu farklı ekosistemler nedeniyle, ülkemizde gözlenen 450 kuş türünden 220′si İzmir Kuşcenneti’nde gözlenmektedir. Bu kuş türlerinden 59′u burada kuluçkaya yatmakta; kuluçkaya yatan kuş türlerinden 39 türün korunan türler olması, İzmir Kuşcenneti’nin önemini daha da arttırmaktadır. Özellikle bu türler arasında bulunan Tepeli Pelikan, Küçük Karabatak ve Küçük Kerkenez Dünya’ da soyları azalan kuş türlerindendir. “İzmir Kuş cenneti’nde kuluçkaya yatan türlerin başlıcaları; Flamingo, Tepeli Pelikan, Leylek, Küçük kerkenez, Suna, Angıt, Deniz Saksağanı, Kılıçgaga, Deniz Kırlangıcı, Gümüşü Martı, Uzunbacak, Tepeli Tarlakuşu, Arıkuşu, Kuyrukkakan ve Çulhakuşu’dur. İzmir Kuşcenneti’nde kuşlardan başka; tatlı su ve deniz balıkları, 3 kurbağa, 5 yılan, 5 kertenkele ve 4 kurbağa türü ile memelilerden Yabandomuzu, Tilki, Çakal, Tavşan, Sansar, Porsuk, Gelincik, Kirpi ve Sazlık Kedisi de yaşamaktadır. İzmir Kuşcenneti sahip olduğu doğal ve kültürel zenginlikleri nedeniyle doğal ve arkeolojik SİT ALANI, Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Uluslar arası Koruma Statüsü olan RAMSAR alanı ilan edilmiştir. Sekiz bin hektar gibi çok geniş bir alana sahip olan İzmir Kuşcenneti; Ege Denizi kenarında, İzmir Körfezi’nin kuzeyinde bulunan Gediz Nehri Deltası’nın bir bölümü üzerindeki Tekel Çamaltı Tuzlası içinde bulunmaktadır. İzmir Kuşcenneti Karşıyaka’ya 26 Km, İzmir kent merkezine 40 Km uzaklıktadır. İzmir – Çanakkale karayolu üzerinde Çiğli’den batıya sapan 17 km.lik asfalt yol ile ulaşılır. Tekel Çamaltı Tuz İşletmesi ülkemizin en büyük deniz tuzlasıdır. Yıllık Kapasitesi 500.000 Ton /yıl ile Türkiye’nin yıllık 2 milyon ton olan tuz üretiminin % 25′ini sağlamaktadır.
İzmir Kuşcenneti; bilim, eğitim ve kültür yaşantımıza devamlı katkıda bulunabilecek ender bir doğa müzesi ve canlı bir laboratuardır.

Buca Kaynaklar Göleti

İzmir kent merkezinden 15 km güneyde bulunan bu rekreasyon alanı, Buca Belediyesi’nce yaptırılmıştır.
140 bin m2′lik bir alanı içine almakta, 30 bin m2′lik suni göl, 3500 kişilik amfi tiyatro, seyir terasları, piknik alanı, çocuk oyun üniteleri, hobi bahçeleri ve hayvan padoku bulunmaktadır. Birçok etkinliğin düzenlendiği bu alan, İzmirlilerin önemli uğrak yerlerinden birisidir.
Göletin yakınında bulunan Kaynaklar köyü asırlık çınar ağaçlarıyla ünlüdür. Hafta sonları doğa tutkunları yürüyüşlerine buradan başlayabilirler.

İlk Kurşun Anıtı

Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919′da İzmir’i işgali sırasında, işgalcilere karşı ilk kurşunu sıkarak, Türk direnişinin ilk örnek davranışını gösteren ve ardından şehit olan gazeteci Hasan Tahsin adına dikilen ve onu ilk kurşunu sıkarken gösteren anıt, Konak Meydanı’ndadır. Anıt, İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından yaptırılarak, 15 Mayıs 1974 tarihinde törenle Konak Meydanı’na konmuştur.

Tarih ve turizm kenti: İzmir
Cami, kilise ve sinagoglarıyla İzmir, üç farklı dinin buluşma merkezi olarak inanç turizmine de hizmet ediyor. Antik çağda önemli bir uygarlık merkezi olan Efes’i, yılda ortalama 1.5 milyon kişi ziyaret ediyor.
İzmir – Müzeleri, ören yerleri, mavi bayraklı plajları, doğal güzellikleri, cami, kilise ve sinagoglarıyla ilgi çeken İzmir, resmi kayıtlara göre 5 bin yıllık geçmişe sahip. İzmir, yeni turizm sezonunda yine her din ve ülkeden insanı ağırlıyor.
İzmir’in resmi kayıtlara göre 5 bin, elde edilen bilgi ve bulgulara göre ise 7 bin yıllık tarihi, kazı alanlarında ve müzelerde saklı. İzmir, Arkeoloji, Bergama, Çeşme, Efes, Ödemiş, Tire ve Etnografya müzeleri, kentin binlerce yıllık geçmişini ve barındırdığı uygarlıkları ziyaretçilerin gözleri önüne seriyor. Yapılan kazılarda ele geçen bulgularla her geçen gün kentin tarihine yeni yolculuklar gerçekleştiriliyor. Bayraklı (Eski İzmir), Kadifekale (Pagos), Kızılçullu Su Kemerleri ve Agora, belli başlı örenyerleri arasında bulunuyor. İzmir’in merkezindeki Roma dönemine ait Agora’nın, kazılarda, büyük bölümünün ortaya çıkarıldığı biliniyor.

Kent Merkezi
Kentin en önemli alışveriş merkezi olan Tarihi Kemeraltı Çarşısı, eskinin gizemli ve kubbeli dükkanlarının yanı sıra modern iş merkezleri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryalarıyla her türlü alışveriş isteğine hitap eden bir site görünümünde. Burada geleneksel Türk el sanatlarından seramikler, çini panolar, ahşap ürünler, tombaklar, halı ve kilimlerle deri ürünlerinin her çeşidini bulmak mümkün olabiliyor.
Musevi işadamı Nesim Levi tarafından Mithatpaşa’nın üst mahallelerine ulaşmak isteyenlere kolaylık sağlaması için yaptırılan Tarihi Asansör, günümüzde kentin prestij noktalarından birini oluşturuyor. Asansör binası, kentin yukarıdan manzarasının izlenebileceği, restoran ve kafeteryaların bulunduğu bir mekan olarak kullanılıyor.
Hem manzarayı izlemek hem de çam ağaçlarının yarattığı temiz havayı içine çekmek isteyenler, Balçova’daki Teleferik Tesisleri’ni ziyaret edebilir. Spor ve doğaseverler için geniş imkanlar sunulan tesiste, yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleri bulunuyor.
Kentin merkezindeki Kültürpark Fuar Alanı, yeşil doğası ve çeşitli aktiviteleriyle eğlenceli zaman geçirmek isteyenler için iyi bir alternatif oluşturuyor.

Dinlerin Buluşma Yeri
Camileri, kilise ve sinagoglarıyla İzmir, üç farklı dinin buluşma merkezi olarak inanç turizmine de hizmet ediyor. 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılan Hisar Camii, 1906 yılında Salepçizade Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılan Salepçioğlu Camii, 1663’te Eminoğlu Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılan Kestanepazarı Camii, 16. yüzyılda yaptırılan Şadırvan Camii, 1754’te yaptırılan Konak (Yalı) Camii, belli başlı tarihi camiler arasında yerlerini alıyor. Ayrıca St. John Bazilikası, Meryem Ana Evi, St. Polycarp Kilisesi,Beth İsrael Sinagogu, İzmir Kilisesi (Merkez) ve Bergama Kilisesi ziyaret edilebilecek yer arasında bulunuyor. Öte yandan, kentin ticari geçmişin yansıtan tarihi hanlar da halenbu faaliyetlere sahne oluyor. 1795’te Kızlarağası Hacı Beşir tarafından yaptırılan Kızlarağası Hanı, 18. yüzyılda yaptırılan Mirkelamoğlu ve Çakaloğlu Hanları, Karaosmanoğlu Hanı, hem alışveriş yapmak hem de tarihi havayı yaşamak isteyenler için ideal yerler arasında dikkatleri çekiyor.

Kaplıcalar ve Plajlar
Homeros’un destanlarında adı geçen “Agamemnon Kaplıcaları”, Balçova’da antik dönemlerden bu yana şifa dağıtmaya devam ediyor. Bayındır, Menemen, Ilıcagöl, Dikili, Seferihisar, Urla ve Gülbahçe’deki çeşitli kaplıca ve termal merkezler turizme hizmet veriyor.
629 kilometre uzunluğunda kıyısı bulunan İzmir’de, bu kıyıların 101 kilometresi, doğal plaj yani kumsal özelliğiyle dikkat çekiyor. Yarımada ve koylar, deniz ve plaj kullanımı dışında da su sporlarına olanak veriyor. Selçuk-Pamucak, Urla-Gülbahçe, Çeşme-Ilıca ve Altınkum, Gümüldür ve Özdere plajlarıyla, kuzeyde Dikili ve Çandarlı, Foça-Yeni Foça plajları, kumsal özellikleri bakımından denizle buluşmanın en sıcak noktası haline geliyor.

Oteller ve Kış Turizmi
İzmir’de turizm yatırım belgeli 58 tesis, 6 bin 212 oda ve 13 bin 544 yatak yer alırken, tesislerin 11’i merkezde 19’u Çeşme’de, 8’i Dikili’de ve 5’i Menderes’te bulunuyor. Kentteki 26 mavi bayraklı plajın 6’sı Menderes, 10’u Çeşme, 3’ü Karaburun, 5’i Foça ve 2’si Dikili’de yer alıyor. Öte yandan, Ödemiş’in Bozdağ Beldesi’nde yaptırılan kayak tesisleri, kışın, İzmirlilerin uğrak yeri haline geliyor. Tesiste, Aralık-Mart ayları arasında kayak yapılabilirken, özellikle dağın kuzeye bakan yamaçları, Alp disiplini kayak uygulamaları yapmak için elverişli bir ortam sunuyor.

Tire – İzmir
İzmir’e 81, Selçuk’a 40 km uzaklıkta bulunan Tire, tarihi yapıları, el sanatları, çarşısı, yöresel yemekleri, çok renkli bir ilçe. Tirenin çarşı ve sokaklarında dolaşırken sizleri yıllar öncesine götürebilecek gözden kaçan küçük detaylar yakalama ve adım başı nostalji yaşamanız mümkün oluyor.
Açık hava müzesi gibi gezilen ilçenin geniş ve bereketli ovası damak zevkine düşkün olanlar için leziz sebzeler, meyveler, zengin ot çeşitlerini barındırınca Tire Ege’nin en renkli, en ilginç çarşısı olma özelliğini kazanıyor. Salı günleri kurulan pazarda geleneksel Osmanlı kültürünü yaşatan izler görülüyor. Çarşının dükkanlarında semer yapanlar, keçeciler, ipçiler, urgancılar, saraçlar, yorgancılar, nalıncılar, yularcılar, hasırcılar dün nasılsa bugün de aynı heyecanla el sanatlarını sürdürüyorlar. Küçücük dükkanlarında kömür ütüsü kullanan terziler, henüz kuaför olmamış mütevazı berberler, marketleşmemiş bakkal kokan bakkallar yıllar öncesinden kalmış asılı tabelaları altında çalışıyorlar.
Sokakların sessizliği, evler, cumbalar, çıkmalar, kapı ve pencereleri ile Tirede zamanın durduğu hissine kapılmanıza neden oluyor. Camiler, çeşmeler, hanlar, hamamlar, türbe ve tekkeler, medreseler Tire tarihinin çok eskilere dayandığını ispatlarcasına tarihi dokuyu güçlendiriyor.
Her pazar renklidir ama Tire pazarı, 20 yıl öncesi kasaba kokuları ile Ege’nin en renkli pazarı olma özelliğini çarşı geziniz bitince bir kez daha ispatlıyor. İnsanın ihtiyaçlarını duyduğu her şeyin karşılandığı yer olarak biliniyor! 600 yıllık çarşıda el sanatlarının işlenişi görmek, gezmek, alış veriş etmek yöresel el işlerinin de satıldığı Tire Salı pazarı için ayrıcalık olarak kabul ediliyor.

Şirince – İzmir
Bir zamanlar 40 ailelik bir aşiret tarafından kurulan bugünkü Şirince’nin ilk adı “Kırkınca”, ikinci adı ise “Çirkince” imiş. Böylesi güzel ve şirin bir köye bu adı yakıştıramayan dönemin İzmir Valisi Kazım Divrik Paşa, köyü ziyareti sırasında bugün de anılan “Şirince” adını koymuş. Tarih kitaplarına göre İsa’dan önce 5. yüzyıla kadar uzanan ünlü Ortodoks köyünden, günümüze gelen iki kilise bulunuyor Şirince’de. Selçuk müzesi önderliğinde, Amerikan Enstitüsü yardımlarıyla Aziz Yohannes Kilisesi restore edilip ziyarete açılmış. İkinci kilise ise kaderine bırakılmış olan ahşap ağırlıklı, kireç-saman karışımı sıvaları ve boyaları dökük yapı; hava koşulları ve özellikle yağışlar nedeniyle harap olmuş, ahşap tonozlu kilise. Köyün giriş kısmında sağ taraftaki tepede yer alan kilise, kitabesi olmadığı için eski adı bilinmiyor. Tonozlu ahşap çatıyı taşıyan yan duvarlar kalın ve sekiz pencereli. Pencerelerin her birinin üzerindeki panolarda 12 havarinin resimleri bulunurken, günümüzde sadece Andreas ve Markos’un adları ve resimleri kalabilmiş. Kilise tabanı mermer ve taş döşeli olup, bazı parçaların Selçuk’ta ki İsabey Camii ve St.Jean Bazilikasından getirildiği sanılıyor.
Adını, Yunanlı yazar Dido Satiriou’nun “Benden selam söyleyin Anadolu’ya” adlı romanının geçtiği mekan olarak da duyuran Şirince, bir açık hava müzesi görünümüyle ziyaretçi akınına uğruyor. Ege’nin incisi Selçuk ilçesine bağlı Şirince, mimari dokusu el işleri, şarap ve çöp kebabı ile hem göze hemde damağa hitap ediyor.
Doğu Roma İmparatorluğu döneminde bir yerleşim alanı olduğu tahmin edilen Şirince köyünde, bazı yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Kule kalıntısı, su kemerleri ile 11. yüzyıldan beri varolduğu sanılan manastır/kilise yapıları, Şirince’de günümüze kadar kalan arkeolojik ve tarihi kaynaklardır.
Selçuk ilçe merkezine 8 km. uzaklıktaki Şirince köyü, 19. yüzyılda bir Osmanlı yerleşimi olarak vadi yamaçlarında gelişmiştir. Arazi yapısı ile uyumlu kentsel dokuda, doğal çevre ile bütünleşmiş yaklaşık 200 ev günümüze kadar korunabilmiştir.
Efes harabeleriyle ünlü Selçuk’un 8 km. doğusunda üzüm bağları, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili bir yamaçta yer alan Şirince’de 1993 yılından bu yana bir yaşam klasiği var: Hotel Şirince Evleri. Her köşesinde 19. yüzyıl Anadolu yaşam kültüründen bir hatıra bulacağınız Hotel Şirince Evleri, yöre mimarisine sadık kalınarak restore edilmiş iki eski Rum evinden oluşuyor: Taşra konakları geleneğini günümüze taşıyan ve iki ayrı yatak odasında dört kişi ağırlayabilen Altın Yaprak ve müstakil banyo-wc’li, yazın serin, kışın sıcak hava ile klimatize edilmiş dört yatak odası bulunan karadut. Dilerseniz şömineli “Taşra Odası” ya da köy ve orman manzaralı “Gelin Odası”. Alt kattaki “Sarı Oda”da günün ilk ışıklarıyla gözlerinizi tomurcuk güllere açacaksınız. “Kırmızı Oda”nın ahşap sıcaklığı çift kişilik yatağı örten atlas saten yorganın erguvan romantizmini bütünlercesine mağrur…
Altın Yaprak’ın büyük bir mandalina ağacıyla gölgelenen bahçesi Nisan ve Mayıs aylarında kartopu çiçekleri ve leylaklarla bezenmekte, yazın rengarenk güllere ev sahipliği yapmakta. Karadut’un bahçesindeki dut ve şeftali ağaçları ve asmalar size meyvayı dalından toplama keyfini sunuyor.Bahçeye hakim sessizliği bozan tek şey içinde bir de Afrodit heykelinin bulunduğu antik görünümlü şelaleden düşen su sesleri. Sıcak Ege güneşini gün boyu ağırlayan bu şirin bahçede bir öğle üzeri gölgede kitabınızla başbaşa kalabileceğiniz bir asma çardağı mevcut.”Hoşgeldiniz içeceği”nizi günbatımında köye hakim panoramik terasta yudumluyorsunuz.Aynı yerde sunulan zengin sabah kahvaltısı muhteşem manzarayla görsel bir şölene dönüşüyor.

Çiğli – İzmir
İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, eski Gediz yatağının oluşturduğu ovada kurulmuş olan Çiğli ilçesinin yüzölçümü 97 km2 dir. Kuzeyinde Menemen, güneybatısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka bulunmaktadır. İlçenin denizden yüksekliği 1 – 150 m. arasındadır.Yörenin genelde bataklık ve sazlık olması ve yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “Çiğli” adının verildiği söylencelerde dile getirilmektedir. 1893 yılında Yugoslavya’dan göç eden Türk kökenli göçmenler ile birlikte, Çiğli’nin bir yerleşim alanı olarak gelişmeye başladığı bilinmektedir. İlçede 1 belde ve 1 köy ve merkezde de 16 mahalle bulunmaktadır. 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 113 543’dür. Nüfusun 113 543’ü ilçe merkezinde, 6 803’ü Sasalı Beldesi ve Kaklıç köyünde yaşamaktadır. 25 İlköğretim Okulu, 12 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 22872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1111 öğretmen görev yapmaktadır. İlçe arazisinin 17829 dekarı tarım arazisidir. Bu alanlarda bağcılık, zeytincilik ve pamuk yetiştiriciliği yapılır.Ülkemizin sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Çiğli’de kurulmuştur. Ülkemizin tuz ihtiyacının % 60’ını karşılayan Çamaltı Tuzlası ilçe sınırları içinde yer almaktadır. İçinde 220 tür kuşun barındığı, dünya kuşlarının başkenti olarak adlandırılan “İzmir Kuş Cenneti” önemli bölümüyle Çiğli’dedir. 8 000 hektar alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve tuzla havuzları kuş cenneti için doğal bir ortam hazırlamıştır. Kuş Cenneti içinde Lodos Tepe, Orta Tepe ve Poyraz Tepe adıyla anılan 3 tepecik bulunmaktadır. Bu tepelerden; tuz tavaları, Homa Dalyanı ve İzmir Körfezi’nin görünüşü olağanüstü güzelliktedir.

Bayındır – İzmir
Bayındır, İzmir’in güneydoğusunda Küçükmenderes Havzası’nda yer alır. İl merkezine uzaklığı 80 km’dir. Kuzeyinde Kemalpaşa; doğusunda Ödemiş; batısında Torbalı; güneyinde Tire ile çevrelenir.İlçenin yüzölçümü 588 km2’dir. Canlı, Çırpı ve Zeytinova olmak üzere 3 beldesi ve 38 köyü bulunmaktadır.2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 47.214’tür. Bu nüfusun 15.870’i merkezde, 31.344’ü belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 80.3, nüfus artış hızı %0 0.19’dur. İlçede 53 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 5755 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 335 öğretmen görev yapmaktadır. Sağlık hizmeti, 4 Sağlık ocağı, 5 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri zeytin, pamuk, karpuz, sebze ve meyvelerdir. Son yıllarda çiçekçilik sektörü hızla gelişmektedir.Bayındır doğal, tarihi ve kültürel açıdan oldukça zengindir. Osmanlı ve Selçuklular zamanında eğitim ve kültür merkezi olarak kullanılan tarihi yapılar mevcuttur. Bunların en önemlileri Hacı Sinan Camii ve Külliyesi, Telcioğlu Camii, Recep Hanı, Eskici Dede Türbesi ile Bayındır Ilıcaları’dır.

Dikili
Dikili İzmir’in en kuzeydeki sahil ilçesi. İzmir’den gelirken Bergama’yı geçence sola, Çanakkale’den gelirken Bergama’dan önce sağa dönüp on dakikada Dikili’ye varıyorsunuz. İzmir’li gençlerin rağbet ettikleri yerlerden biri. Bir de Bergama’yı gezmeye gelen yabancı turistler, bir geceden fazla konaklıyorlarsa deniz için uğruyorlar. Deniz yoluyla gelenlerin de giriş kapısı. Antik çağda da böyleymiş, Pergamon’un limanıymış. İlçe sadece deniz değil kaplıcalar için de ziyaret ediliyor. Dikili kaplıcaları yanında Bademli ve Nebiler kaplıca ve ılıcaları var. Bergama’dan gelirken yol ayrımına yakın Kaletepe üzerinde Aterneus antik kentinin kalıntıları var. Dikili’nin en büyük şanssızlığı da kuzeye doğru uzanan sahilinin nerede bir deniz kıyısı bulsa yazlık ev yapmaya meraklı yurttaşlarımızın dalgalar halinde gelen taarruzu ile sıkış tıkış bir mahalleye benzetilmiş olmasıdır. Önceki yıllarda Festivali kültür-sanat ağırlıklı olduğu için İzmir ve büyük kentlerin aydın çevrelerinin yoğun ilgisini çekiyordu. Son seçimlerde Belediye yönetimi değişince festivalin bu özelliği de kayboldu. Şarkılı, türkülü eğlenceye dönüştürüldü.

Çandarlı
Çandarlı aynı adlı körfezin kıyısına kurulmuştur. Bergama – İzmir yolundan veya Dikili üzerinden ulaşılabilir. Bu ikinci yol kışın kullanılmamalıdır.
Denizde, hemen karşıdaki küçük adasıyla çevredeki yazlıkları saymazsanız köy havasını koruyan bir yerleşimdir. Köyün balıkçıları yanında amatör balıkçıların da rağbet ettiği körfez iyi balık verir.
Çandarlı’nın 13 veya 14. yy’da Ceneviz şovalyeleri tarafından inşa edilmiş kalesi ülkemizin en iyi korunmuş durumdaki kalelerinden birisidir. Daha sonra Türkler’in iki kez onardığı kale son olarak 1955’de aslına uygun olarak restore edilmiştir. Kalede Hellenistik Çağ surlarından kalmış taşların kullanıldığı görülmektedir.
Çandarlı’daki antik Pitane kentinde Prof. Ekrem Akurgal tarafından yapılmış kazılarda çok sayıda güzel seramik örneği bulunmuştur. Fitane’de bulunan eserler İstanbul, İzmir ve Bergama müzelerindedir.

Aliağa
Aliağa, İzmir’in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 53 km’dir. Kuzeyinde Bergama; doğusunda Manisa; batısında Ege Denizi; güneyinde Menemen ile çevrelenir. Daha önce Menemen’e bağlı bir bucak merkezi iken, 1982’de ilçe olmuştur. Yüzölçümü 393 km2’dir. Helvacı ve Yenişakran olmak üzere 2 beldesi ve 19 köyü bulunmaktadır.2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 57.192’dir. Bu nüfusun 37.537’si merkezde, 19.655’i belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 209 kişi olan ilçede, yıllık nüfus artış hızı %0 30,51’dir. İlçede 35 İlköğretim Okulu, 6 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 11.553 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 619 öğretmen görev yapmaktadır. Sağlık hizmeti, 1 SSK Hastanesi, 4 Sağlık ocağı, 7 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı Merkezi tarafından verilmektedir.1970’li yıllara kadar tarıma dayalı bir ekonomik yapıya sahip olan Aliağa’da, günümüzde 40’a yakın büyük sanayi kuruluşu bulunmaktadır. Nemrut Körfezi’nde yer alan ve Körfezin adı ile anılan Nemrut Limanı hızla gelişmiş, limanda elleçlenen yük miktarı 20 Milyon tona ulaşmıştır. Yapımı devam eden organize sanayi bölgesinin tamamlanması ve Aliağa – Menderes demiryolu hattının hizmete açılmasıyla, Aliağa’nın sanayi kenti kimliğinin daha da gelişeceği öngörülebilir. Yunt Dağları’ndan doğan Güzelhisar Çayı, ilçe sınırları içerisinde akar ve Güzelhisar Barajı’nın suyunu sağlar. İlçede bulunan Kuş Cenneti; flamingo, leylek, erguvani balıkçıl, yeşilbaş, angıt, su çulluğu, Akdeniz martısı, yalı çapkını gibi kuşları barındırmaktadır. Önemli antik yerleşim yerleri Kyme ve Gyrneion’dur. Kyme, Batı Anadolu’da kurulan kent devletlerinin en eskilerinden olup, on iki Aiol kentinden birisidir. Yaklaşık olarak M.Ö. 1046 tarihinde kurulan kentte Antik Çağın en ünlü dört kadın bilicisinden biri olan Sibylla ile Homeros sonrası kuşağın büyük ozanı Hesiodos’un babası ve ünlü tarihçi Epheros yaşamıştır.Kyme’de yapılan kazılar sonucunda Nekropol ile Arkaik Döneme ait heykeller, antik tiyatro, tapınak ve liman ortaya çıkarılmıştır. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan eserler, İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Myrna
Çandarlı Körfezi’nin son koyunda, Kocaçay ağzındadır. Kent iki tepe üzerinde uzanmaktadır.

Menemen
Menemen tarih açısından Kubilay’ın ölümüyle sonuçlanan ayaklanma ile hatırlanır. Kubilay’ın anısına 1993’de dikilen anıt yanında İzmir yolu üzerinde dizilen çok sayıdaki çömlekçileri ile de tanınır. En güzel testiler, saksılar Menemen’de yapılır. Bir de yoğurdu ünlüdür ki çatalla yenir.
Menemen’in hemen kuzeyinde Buruncuk’ta bulunan Larisa antik kentinde 1902’de başlayan, sonra 1932 – 1934 arasında sürdürülen kazılar Batı Anadolu’daki araştırmalarının en verimlilerinden biri olmuştur. Arkaik döneme ait mimari parçalar İzmir Müzesi, seramik buluntular ile terrakotta kaplamalar ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir.

Sardes (Sard)
İzmir çevresinin en önemli antik yerleşimlerinden olan Sardes harabelerine İzmir’den Uşak yoluyla ulaşabilirsiniz.(88 km.) Ören yeri Salihli’ye 7 km.kala karayolu üzerinde solunuzda. Buraya kadar gelmişken ihtişamını hâlâ muhafaza eden Sardes’e ve oradan da geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerinin bulunduğu Kula’ya gitmelisiniz.
Büyük bir uygarlık kurmuş olan Lydia (Lidya) Krallığının merkezi Sardes kentiydi, antik kent kalıntıları işte bu uygarlıktan günümüze ulaşanlardır. İzmir-Salihli yolu üzerinde, otobüsle geçenler Gymnasion’u görürler. Geceleri de aydınlatıldığı için çok etkileyici görünür. Ünlü Kral Yolu Susa’dan başlıyor ve Sardes’de sona eriyordu. Batı Anadolu bütünüyle Perslerin eline geçtiğinde Sardes Pers egemenliğinin kalesi oldu.
Lydia yüzyıllık bir zaman diliminde Anadolu’nun en güçlü devleti olmuştu. Para basan ilk devlet olarak ticarette büyük ün kazanmışlardı. Kentin ortasından geçen Poktolos (Sart) Çayı beraberinde altın tozları getiriyormuş. Lydia’nın zenginliğinde altının da önemli payı olduğu anlaşılıyor. Çayın kenarında ortaya çıkarılan altın işleme atelyeleri şimdilik ziyarete kapalı tutuluyor. M.Ö. 546’da Perslerle yapılan savaşı kaybeden Lydia devleti yıkıldı. Kent Perslerin eline geçti, ateşe verildi, zengin Lydia hazinesi İran’a taşındı. M.Ö. 334’de İskender kente hakim oldu. Sonra Seleukoslar, Bergama ve Roma egemenliğine girdi. Sardes’de ilk kazılar 1910-1914 arası yapıldı ve buluntular New York Metropolitan Müzesi’ne götürüldü.
Harabeleri karayolu kenarından başlayarak gezebiliriz. Restore edilerek ayağa kaldırılmış olarak gördüğümüz yapı gymnasion-hamam kompleksidir. Hemen yanındaki ayağa kaldırılmış yapı M.S. III. yy’da eklenen sinagogdur. Önde gördüğümüz Gymnasion’un doğu cephesinin M.S. III. yy’da yapıldığı anlaşılmaktadır. Sütunlu avludan hamama girilir.
Kentin ana yolu sinagog ile Gymnasion’un tam karşısında, asfalt yolun öbür tarafındaki büyük yapı rahip evidir. Bronzlu evin ilerisinde agora kalıntıları, akropolün güney eteğinde de Bizans surları kalıntıları görülmektedir. Surun devamını tiyatronun çevresinde de görebiliyoruz. Karayolunun Salihli yönüne devam edildiğinde avlulu Roma yapısı, Bizans Kilisesi ve Roma hamamı kalıntıları yer alıyor. Akropole doğru ilerlerken Roma Stadionu görülüyor. Yıkılan eskisinin yerine Roma Döneminde yapılan 20000 kişilik tiyatro, Sard Çayı boyunca Artemis Tapınağı’na doğru yüründüğünde mezar anıtlar ve muhteşem tapınak görülüyor. Tapınakta Artemis ile Kybele’ye birlikte tapılmıştı. Günümüze en iyi durumda ulaşmış Artemis tapınaklarından birisi.
Paktolos/Sart çayı kıyısında, Artemis tapınağına giden yolun batısında yeralan çukurda, Lidyalılar’ın altın işlikleri bulunuyor. Beton çatılarla korunan işliklerin ortasında Kybele sunağı bulunuyor. Civa ile karışık altın, Paktolos çayından koyun postları ile toplanıp tuz ile ergitilip ayrıştırılıyordu.

Bintepe Tümüsleri
Salihli ilçesinin kuzeybatısındaki küçük Marmara Gölü’nün güney kıyısında yer alan ve Bin Tepeler olarak bilinen mezar tümülüsleri Anadolu’da bulunmuş en büyük tümülüslerdir. Lydia Krallığının mezar tümülüsleri çok büyük ve gözalıcı eserlerdir. Antik çağın tarihçisi Heredotos en büyüğünün 355 metre çapında, daire çevresi 1115 metre ve yüksekliği de 69 metre ölçülerindeki Alyattes Mezarı olduğunu belirtiyor. Bu mezar anıtlarının Anadolunun pramitleri olduğunu söyleyebiliriz. Tümülüslere Sardes harabelerinden toprak bir yolla otomobille iki saate yakın bir yolculukla ulaşabilirsiniz. İnsanoğlu tarihe bakıp atalarının ayak izlerini ararken 26 bin yıl geriye kadar gidebilmiş. Manisa’nın Kula ile Salihli ilçeleri arasındaki volkanik tüflerde bulunan ayak izlerinin tarihi işte bu kadar eskilere gidiyor. Bazı ayrıntılar vardır, ilk anda insanın gözünden kaçar da biraz düşününce birdenbire çarpıcı bir etki yaratır. Bu ayak izlerinin varlığını öğrenmek de bizde öyle bir etki yarattı.

Kula ve Evleri
Manisa’nın Uşak tarafındaki ilçesi Kula İzmir-Ankara karayolu üzerinde bulunuyor. İzmir’den 120 km uzaklıktaki Kula, etrafı alçak tepelerle çevrili volkanik bir arazi üzerine kurulmuş. Yaşam biçimi, doğa ve mimarinin uyumlu bütünlüğü ile oluşan geleneğin korunup günümüze ulaşabildiği özgün yerleşim yerlerinin en önemlilerinden biri olan Kula’nın tarihi MÖ 1.yüzyıla uzanıyor. Arnavut kaldırımlı sokaklar, taş döşeli avlular, bakımlı bahçeler ve içleri minderli, yastıklı evlerle dünü bugüne taşıyan bir ilçedir Kula. Sokaklar yağmur sularının akabilmesi için ortaya doğru eğimlidir. Daracık sokaklarda dolaşırken yüksek duvarlarla kapalı avluların içini göremezsiniz. Duvarlar ev yaşamının gizliliğini sağlar. Evler taştan yapılmıştır, genellikle 2 veya 3 katlıdır. İkinci katları daracık sokaklara uzanan çıkmaları rengarenk boyanmıştır Kula evlerinin. Dış kapıdan gölgeli, serin avluya girilmektedir. Avlularda meyve ağaçları vardır, sebze yetiştirilmektedir. Yazları oturma, çamaşır yıkama ve halı dokuma işleri hep avluda yapılmaktadır. Geceleri bütün aile burada toplanır. Üst katlara bir ahşap merdivenle çıkılır ve sofaya açılır genellikle. Sofadan geçilen odaların sayısı değişir, evlerin ve konakların büyüklüğüne göre. Sofaların iki ucu tabandan 40-50 cm yükseklikteki kare phlanlı sekilerle biçimlendirilir ve sıcak yaz gecelerinde oturulur, konuk ağırlanır ve KUla’ya özgü türkülü-çalgılı “yaren” toplantıları gerçekleştirilir. Kula evleri büyük aileye, özellikle de gününü hep evde geçiren kadına göre planlanmıştır. Her oda bağımsız bir yaşama birimi olacak şekilde düzenlenmiştir. Yemek yemek, oturmak, yatmak, yıkanmak gibi bir ailenin ihtiyaçlarının tümünü karşılayacak şekilde düzenlenmiştir. Kula evlerinin özelliği işlevselliğidir. Gerekli olmayan unsurlara rastlanmaz. Yalnız başoda düzeni ve bezemesiyle diğerlerinden farklıdır. Odalarda çeşitli amaçlarla kullanılan dolaplar bulunur. İşlevlerine göre dolaplara yüklük, çubukluk, tetilik, peşkirlik, lambalık, tembel deliği gibi adlar verilir. Büyük dolaplardan birinin altı çinko ile kaplanır ve hamamlık olarak kullanılır. Süslemeler evin içinde de vardır. Kapılardaki ince ahşap oymalar, sofa ve başoda tavanlarında renkli boyanmış, çıta ve göbeklerle bezenmiş dörtgen-beşgen süslemeler, camlarda vitraylar tipik özellikleridir Kula evlerinin. İlçedeki evler, dini yapılar Sit alanı içine alınarak korunmaktadır. Kula çarşısı da, geçmişin renklerini taşır, tıpkı evleri gibi. Ünlü Kula halıları ve kilimlerinin satıldığı dükkanları, demirci ve bakırcıları, derici ve basmacıları daracık sokaklarda yan yanadır ve bir renk cümbüşü oluşturur. Gezmeye doyum olmaz, alışveriş edilmese bile. Saray halıları arasında yer alan Kula halıları daha çok seccade biçimindedir. Mihrap çok yalındır, üçgen ya da düz, basamaklı mihrabın üst bölümünde, yastık dikdörtgen yazıtlık bulunur. Gördes seccadelerine göre daha mat renklerdedir. Kömürcü Kula olarak anılan halılar siyaha yakın bir kahverengidir. Değişik renkler de kullanılmaktadır. Sart Ören Yeri yeniden ayağa kaldırılan kısmıyla bile ihtişamlı. Sart Ören Yeri’nde en iyi durumdaki yapı, Sardes Gimnasionu

Köyde gezinti
Tarihi ve mimari dokusu ile görülmeye değer güzellikteki köyün araç girmeyen dar sokakları, parke taş kaplı. Bozulmamış mimari dokuyu hayranlıkla izleyen turistler, köyün bol bol fotoğraflarını çekip karakteristik yapı tarzına sahip evlere konuk oluyorlar. Son yıllarda özellikle Türk mutfağını, tencere yemeklerini tanımak ve tatmak isteyen yabancı turist gruplarına Şirinceli aileler bahçelerinde pişirdikleri köy ekmeklerini, sebzeli yemeklerini ikram ediyor, köyün asma yapraklarında dolmalar sarıp, lokmalar döküyorlar. Efes antik kentini gezmeye gelen turist grupları ve İzmir çevresinden gelenlerin katılımıyla ziyaretçi akınına uğrayan Şirince’de hanımlar, hiç boş durmuyor.

Hediyelik eşyalar çarşısı
Şirince’de köy kadınları el emeği göz nuru dantelleri, sehpa örtülerini, yazma, yün eldiven, çorap gibi elişlerini hem evlerinde, hemde köy meydanında kurdukları çarşıda turistlerin beğenisine sunuyorlar. Yakınlarınıza ve sevdiklerinize mutlaka birşeyler alabileceğiniz bu çarşıda, isimli bir de butik bulunuyor. Türkiye’nin dört bir yanında el tezgahlarında dokunan saf yün ve ipek şallar, fularlar, örtüler ve özel tasarım ipek kırlent, şömentabla, masa örtüsü, yatak örtüsü, koltuk şalı gibi ev dekorasyon ürünlerinden oluşan zenginBüyütmek için tıklayınız kolleksiyon ve cazip fiyatlarıyla ismi daha şimdiden Türkiye sınırları ötesinde Amerika’da ve Avrupa’da anılır olmuş.
Çarşının diğer bölümlerinde deri masklar, butikler ve bibloların satıldığı çeşitli dükkanlar da yer alıyor. Şirince’deki geziniz boyunca 100 yılı geçkin yaşıyla çınar altındaki çay bahçesinde soluklanabilir, tarihi kahvelerde ailece oturabilirsiniz. Fakat dinlenme yerlerinin içinde ilginç bir mekan daha var; Şirince Şarap Evi. Şirince’nin çevresi, üzüm bağlarıyla dolu. Ve yıllardır herkes kendi şarabını üretiyor. Bu gelenek öyle eski ki, Şirinceli yaşlılar Rumlar’dan kalma fıçılar içinde buldukları şarabı mayalanmış külçe gibi, bıçakla kesilebilecek kıvamda olduğunu anlatıyorlar. Köyde çarşı içinde bulunan şarap evi, ilginç dekoruyla yerli ve yabancı tüm turistlerin ailece oturabildikleri bir yer. Hemde öyle bir yerki oturunca canınız bir daha kalkmak istemiyor.
Şarap evi, Fatoş ve Kadir Yıldırır ailesinin işletmesi. Fakat sanki evlerine konuk olmuşçasına ilgi görüyor ve ağırlanıyorsunuz. Ahşap dekorlu iç bölümde, üst katta veya dükkanın önünde fıçı üstü taş masalarda beyaz, roze veya kırmızı Şirince şaraplarından bir kadeh tadabiliyor, isterseniz şişeyle satın alabiliyorsunuz. Tercihiniz yemek yemekse, yerinde bir karar verdiniz demektir. Zaten Şirince’yi ziyaret edenler de öyle yapıyor. İlk kadehin ardından ikram edilen, üzerine biraz kırmızı pul biber ve kekik dökülmüş has zeytinyağındaki yeşil zeytin, yöresel bir tat. Köyün yeşil zeytin çeşitleri, çürütme, baskı zeytin ve kırma zeytin olmak üzere üçe ayrılıyor. Diğer mezeler ise beyaz köy peyniri ve söğüşler olarak sıralanıyor. Ve sıra yörenin ünlü, lezzetli çöp kebabına geliyor. Kekik yada kimyonla da tatlandırabileceğiniz bu kebabın yanında, odun fırınında pişirilmiş ekmeğin tadına doyum olmuyor.
Eğer hemen direksiyon başına geçmeyecekseniz bir başka seçenek de sıcak kırmızı şarap. İçine tarçın, karanfil ve şeker atılıp kaynatılan şarap hem yerli hemde yabancı turistler tarafından çok beğeniliyor.

Peki bukadar şirin ve güzel bir köyde hiç mi göze batan bir şey yok? Ne yazıkki var… Mimari dokunun içine sızmaya çalışan bazı beton canavarlar, ahşap binalar içinde göze çöp gibi batıyor.
Şirinceden dönerken yol üzerinde sağ tepede “Sütini Mağarası” ve su kemerleri kalıntısı görülebilir.
Şirince gezinizde kaşık kaşık yapımı ile uğraşan bazı kişiler görürseniz büyük ustalıkla kısa sürede yaptıkları kaşıklardan mutlaka almalısınız. Zira bir tabak kuru fasulyeyi satın aldığınız bu yaprak kadar ince tahta kaşıkla yemenin zevkine ve tadına doyamayacaksınız.

Nasıl Gidilir?
İstanbul’dan çıkanlar için birçok seçenek var. Uçakla gidenler, Adnan Menderes Havaalanı’nda inip önce Selçuk’a, sonra da Şirince’ye ulaşabilirler. Vapur yolculuğu ile önce İzmir’e, sonra otobüsle Selçuk’a, daha sonra da saat başı kalkıp kişi başına 750 bin lira ödenen minibüslerle Şirince’ye gidebilirsiniz. Otobüs yolculuğunu seçenler, Kuşadası otobüs seferlerini kullanabilirler. Eğer kendi aracınızla gidecekseniz, şu yolu izlemelisiniz:
Çamlıca gişelerden Bayramoğlu sapağına kadar otoyolu kullananlar önce Eskihisar İskelesi’ne, dolunca kalkan ve yaklaşık 40 dadika süren bir yolculukla Topçular-Yalova yoluna çıkabiliyorlar. Tek ve çift şeritleri belli olmayan yolun, kazaya davet çıkaran noktaları da var. Yalova rampasından Bursa çevre yolu ve 30 km. çıkışına kadar tek yön çalışmaları devam ediyor. Balıkesir çevre yolu ve 3 milyon lira ödenerek geçilen Aydın otoyolu ise bir harika. Bu yol 12 km. sonra sona eriyor ve artık Selçuk’a girmiş bulunuyorsunuz. Girişteki benzin istasyonunun karşısından 8 km’lik rampa ve bir kaç viraj sonrası Şirince köyüne ulaşıyorsunuz. Çevre gezilerine meraklıysanız, bölgeye gitmişken Çamlık’ta buharlı tren gezisini, Açıkhava Müzesi’ni, Meryemana, Yediuyurlar, Efes Ören yeri, Saint Jean Kilisesi, Selçuk Kalesi, İsabey Camii, Artemis Tapınağı ve Selçuk Müzesi’ni gezebilirsiniz.

Ne Yenir?
Selçuk ve çevresi çöp kebabı ile ünlüdür. Şirince’de de birçok restoran ve gözleme yapan bahçeler bulunuyor. Şirince’ye gelen turistlerin soluklandığı bu restoran ve bahçelerde peynirli-kıymalı gözleme ve ayranın yanısıra, Şirince’nin ünlü ev şaraplarını da tadabilirsiniz. Şirince’de çöp kebabı yemek için; “Ocakbaşı”, “Grup Restoran” ve “Şirince Sultanhan” adında üç seçeneğiniz var. Otoparkın karşısındaki “Köy Restoran”da ise çöp şişler, az pişmiş (çiğ) olarak geliyor. Köy meydanında kurulan tezgahlardan, yöresel taze meyvalardan ve zeytin çeşitlerinden satın alabilirsiniz. Şirince Artemis Restoran ise gerek dekoru, gerek manzarası ve zengin mönüsüyle gelmeye değer güzellikler segiliyor.

Nerede Kalınır?
Şirince’deki konaklama tesisleri içinde orijinal evlerin restorasyonu ve dekoruyla ilgi çeken iki pansiyon bulunuyor. Tecrübeli turizmci Ahmet Koçak tarafından işletilen tesisler, antika eşyalarla özenle döşenmiş “Hotel Şirince Evleri” adıyla hizmet veriyor.
Konaklamak için Tel No:(0-232) 898 30 99′a rezervasyon yapabilirsiniz.

Camiler, Kiliseler ve Sinagoglar
Hisar Camii: Bugünkü Kemeraltı iş merkezinde, Hisarönü mevkiinde bulunmaktadır. 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan inşa edilen cami, İzmir’in en gösterişli camilerinden biridir. İç mekân Osmanlı süsleme sanatının en güzel örneklerinden birini sergilemektedir. Ahşap minberi sedef kakmalıdır.
Salepçioğlu Camii: 1906 yılında Salepçizade Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılan cami, tek kubbeli olup, iki katlıdır. Dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla örülmüştür.
Kestane Pazarı Camii: İzmir’de Kestane Pazarı adıyla anılan çarşıdaki yapı, 1663 yılında Eminoğlu Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. İki katlı caminin alt katında dükkanlar, depolar vardır. Büyük kubbe dört sütuna oturtulmuştur. Köşelerinde küçük kubbeler vardır.
Şadırvan Camii: Çarşı içinde bulunan camiye yanında bulunan şadırvan nedeniyle bu isim verilmiştir. 16. yüzyılda yaptırılan cami 1815’te büyük ölçüde onarılmıştır. Ana mekân on sütuna dayanan kubbeyle örtülüdür. Kubbenin iç kısmındaki kalem işi süslemeler dikkat çekicidir. Batıda bulunan kitaplık cami ile içten bağlantılıdır. Kesme taştan minaresi tek şerefelidir.
Konak (Yalı) Camii: Konak Meydanı’nda bulunan yapı, 1754 yılında Mehmet Paşa’nın kızı Ayşe tarafından yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda, sekizgen planlı, üstü kubbeli bir yapıdır. Taş ve tuğla karışımı duvarlarda pencerelerin çevresi çinilerle süslenmiştir. Kesme taştan tek şerefeli minarenin petek kısmında firuze çiniler bulunmaktadır.
Hatuniye Camii: Anafartalar Caddesi’nde 17. yüzyıla tarihlenen yapının Yusuf Çavuş oğlu Ahmet Ağa’nın annesi Tayyibe Hatun’un yaptırdığı bilinmektedir. Caminin ilk bölümünde ana mekânı örten kubbe 12 köşeli kasnağa oturmaktadır. Sonradan camiye bir bölüm daha eklenmiş, kemerlerle ana mekâna bağlanmıştır.
Faik Paşa Camii: Basmane’nin güneyinde, Altınordu Mahallesi’ndedir. 16. yüzyılda Faik Paşa yaptırmıştır. 13 sütunlu ibadet mekânı ahşap çatı ile örtülüdür.
Hacı Hüseyin (Başdurak) Camii: Başdurak Semtinde yer alan yapı, 17.yüzyıla tarihlenmektedir. Ana mekân, sekizgen kasnağa oturmuş büyük bir kubbe ile örtülüdür. Mihrabı çini panolarla kaplıdır. Bütün başlıkları altın olup, pencereler vitraylıdır.
Ali Ağa Camii: 1672’de Gediz Ali Ağa tarafından yaptırılmış olan cami, kare planlı ve sekiz köşeli ahşap sütunların üzerinde tek kubbelidir. Sütun başlıklarının altın yaldız süslemeleri ve kubbenin kalem işleri 19. yüzyıldandır.
Kurşunlu Camii: Namazgâh Meydanı’nda, kentin en eski camilerindendir. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Ana mekânın çatısı ahşap olup, kiremitle örtülüdür. Ahşap oyma minberi sedef kakma çiçeklerle bezelidir. Mihrap nişi kalem işiyle süslüdür.
İki Çeşmelik Camii: İkiçeşmelik semtinde, 1893’e tarihlenen caminin ana mekânı, iki ayak ve dört sütuna dayanan kubbe ile örtülüdür. Kubbe, kalem işiyle bezelidir. Doğusunda küçük bir avlu bulunmaktadır.
Çorakkapı Camii: Basmahane’de Gar karşısındadır. 1747 yılında yaptırılmıştır. Ana mekân, sekizgen kasnağa oturan tek kubbe ile örtülüdür. Yanlarda üçer kubbeli mekânlarla genişletilmiştir. Minberi mermer, minaresi kesme taştandır.
Kemeraltı Camii: Anafartalar Caddesi’nde, 1671 yılında Yusuf Çamazade Ahmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Tek kubbeli yapının duvarları taştandır. Minaresi tek şerefelidir.
Bergama Ulu Camii: 1393 yılında Sultan Yıldırım Bayezit zamanında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı yapı, 4 kalın ayak üzerine oturan üç kubbe ile örtülmüştür. Mihrapta, Selçuklu mimari düzeninde sülüs, girift yazılar ve geometrik bezemeler ve alçı kabartmalar dikkat çekicidir. Mermer minberi geometrik bezelidir.
Ödemiş Ulu Camii: 1312 yılında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı ve beş sahınlı yapı, sekiz sütunun taşıdığı ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap önünde küçük bir kubbe bulunmaktadır. Minaresi, firuze sırlı tuğlaların baklava biçiminde dizilmesiyle süslenmiştir. Firuze ve koyu mor renkli geometrik yıldız ve geçmelerden oluşan mozaik çinili mihrabı, rumilerle çevrilidir. Ahşap minberi çivisiz geçmeli (kündekari) teknikle yapılmıştır.
Selçuk İsa Bey Camii: Selçuk’ta, Ayasuluk Tepesi’nin yamacında 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı yapının, üç yanı revaklı avlusu bulunmaktadır. Ana mekân iki dizi halinde 4 sütunla bölünmüş ve mihrapla girişin üstündeki bölüm iki kubbe ile örtülmüştür. Mihrap üzerine rastlayan kubbenin başlangıcı levhalarla süslenmiştir. Kemeri taşıyan başlıklar Selçuklu taş işçiliğinin özgün örneklerindendir. Pencerelerin her biri ayrı desendeki taş işlemelerin güzelliği ile dikkati çekmektedir.
Sultan Şah Türbesi: Ödemiş ilçesi merkezinde, Ulu Cami’nin güneyindedir. Aydınoğlu Mehmed Bey’in kız kardeşi Sultan Şah için 1310’da yaptırılan türbe, altıgen planlı olup, kubbeyle örtülüdür.
Mehmed Bey Türbesi: Ödemiş’de Ulu Cami’nin kuzeybatısındadır. 1333 yılında Aydınoğlu Mehmed Bey ile üç oğlu için yaptırılmıştır. Kare plan üzerine sekizgen bir yapıdır. Pencere köşelerinde firuze ve lacivert çinilerden yıldız biçiminde süsler vardır. Kubbenin iç kısmında mozaik çiniden yuvarlak bir madalyon .görülmektedir.
Süleyman Şah Türbesi: Tire ilçesi merkezinde yer almaktadır. Aydınoğlu Süleyman Şah için 1349’da, mermer ve taştan yaptırılan türbe kare planlı olup, kubbeyle örtülüdür.
Medreseler: Osmanlı döneminde İzmir’deki eğitim ve kültür düzeyinin anlaşılması açısından medreseler önem taşımaktadır. Yazılı kaynaklarda İzmir’de 40’a yakın medresenin varlığından söz edilmektedir. En eskileri 16. yüzyıl başlarına tarihlenen medreselerin başlıcaları; Salepçizade Hacı Ahmet Efendi, Yalı, Hatuniye, Çorakkapı, Katipzade Medreseleri olarak sıralanabilir.
St. John Bazilikası: M.S. 2. yüzyıla kadar uzanan bir Hıristiyan geleneğine göre, St. John öldüğünde bu tepeye gömülmüştür. Kutsal sayılan mezarın bulunduğu yere, M.S. 4. yüzyılda, çatısı ahşap olan bir kilise yapılmış, Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından M.S. 6. yüzyılda kubbeli bir bazilika inşa edilmiştir. Üç nefli, haç planlı, kubbeli yapının batısında atrium ( sütunlu avlu) yer almaktadır. Ortadaki kubbeli bölümün altında St. Jean’ın mezarı olduğu bilinmektedir. St. Jean’ın mezarının kuzeyindeki küçük şapelin duvarları aziz resimlerinden oluşan fresklerle süslüdür. İmparator Iustinianus ve eşi Theodora’nın monogramlarını taşıyan sütunlar bulunmuştur.

St. Polycarp Kilisesi: Kanuni Sultan Süleyman’ın izniyle 1625 yılında inşa edilen St. Polycarp Kilisesi, İzmir’in halen kullanılmakta olan en eski kilisesidir. İncil’de bahsedilen yedi kiliseden biri olan İzmir kilisesine ait kalıntıların İki Çeşmelik’teki St. Polycarp Kilisesi’nin yerinde olduğu sanılmaktadır.
Beth İsrael Sinagogu: İzmir’in Karataş Semti’nde Sultan II. Abdulhamit’in fermanıyla 1905’te yaptırılmış olup, İzmir’in en büyük sinagogudur.

Örenyerleri

İzmir Arkeoloji Müzesi
Larissa – Menemen
Kolofon
Kyme -Aliağa
Teos – Seferihisar
Panaztepe – Menemen
Apora – Konak – İzmir
Klozazenai – Urla
Gryneion – Menemen
Foça
Metropolis
Myrina
Lebedos
Çeşme Müzesi
Erythari – Çeşme / Ildırı Köyü
Efes Müzesi
Efes Örenyeri – Selçuk
St. Jean Anıtı – Selçuk
Ertemision – Selçuk
Beleui Mezar Anıtı – Selçuk
Mution Ören Yeri – Selçuk
Kolofon – Menderes
Claros – Menderes
Bergama Müzesi
Akropol – Bergama
Asklepion – Bergama
Bazilika – Bergama
Maltepe Tümülüsü – Bergama
Yığma Tepe – Bergama
Tavşan Tepe Tümülüsü – Bergama
X Tepe Tümülüsü – Bergama
Perperane – Kozak
Teuthrania – Kalarga – Bergama
Pindasos – Madradağı – Bergama
Kanai – Dikili
Aterneus – Dikili
Arginussu – Acan Adası – Dikili
Harmakopalia – Bergama – Bölcek Köyü
Aigai – Nemrut Kale – Zeytin Dağı
Teutarania – Zeytindağ – Bergama
Elaia – Kazıkbağları – Bergama
Gryneion – Yenişakran
Pitane – Çandarlı
Myrina – Aliağa
Partheieion – Çaltıkoru – Bergama

Bayraklı (Eski İzmir): İzmir Körfezi’nin kuzeydoğusunda Tepekule mevkiinde bulunan yerleşim alanı İzmir’in ilk yerleşim alanı olarak bilinmektedir. Kentin M.Ö. 3000 yıllarında kurulduğu arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır. Bayraklı’nın üst kesiminde 205 m. yüksekliğindeki burun üzerinde mitolojik kral Tantalos’un mezarı olarak bilinen ve M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen yapı bulunmaktadır.

Kadifekale (Pagos): M.Ö. 4. yüzyılda İzmir’de Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos’un körfeze hakim bir konumda kurduğu kent, bugünkü Kadifekale (Pagos) Tepesi ile tepenin iç limana bakan yamacında gelişmiştir. Kadifekale antik kentindeki Akropol kalıntılarının duvarlarında Roma ve Bizans etkisi görülmektedir. Anadolu ticaretinde büyük potansiyele sahip olan İzmir, gymnasium, stadium, tiyatro ve agoranın yanı sıra büyük su kemerleri ve sarnıçlarıyla son derece düzenli ve gelişmiş bir kent olagelmiştir. Bugün güney duvarları ile batıdaki beş kulesi görülen İçkale, Ortaçağ’a aittir.
Kızılçullu Su Kemerleri: Eski adı Kızılçullu olan ve Şirinyer’de bulunan su kemerleri Meles (Kemer) Çayı üzerindedir ve Kadifekale’de kurulan kente su getirmek için yapılmıştır.
Agora: İzmir’in Konak ilçesinde, Namazgah-Tilkilik mevkiinde bulunan Agora, Roma Dönemi’ne ait bir devlet agorasıdır. Politik toplantıların ve seçimlerin yapıldığı bir yerdir. Kazılarda agoranın büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde sadece kuzey ve batı bölümleri açıktır. Kuzey yapısında yer alan Roma Dönemi’ne ait Poseidon, Demeter ve Artemis’in kabartmaları bulundukları yerde sergilenmektedir. Agorada çıkarılan buluntular ve bazı heykeller İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Efes Harabeleri
Vedius Gymnasium: M.S. II. Yüzyılda Vedius Antonius adına zengin bir Efes’ li tarafından yaptırılmıştır. Doğudaki avlusu, ortada yer alan tören salonu, soyunma odası ve hamamları ile dönemin özelliklerini karekterize eden sportif ve kültürel eğitimin yapıldığı görkemli bir yapıdır.

Stadyum: Vedius Gymnasium’ dan sonra harabelere doğru sol tarafta stadyum vardır. Sportif tüm yarışların , oyunların, olimpiyat düzenlemelerinin araba yarışlarının yapıldığı stadyum döneminin sportif ve kültürel bütün ihtiyaçları karşılanmaktaydı.

Akropol: Stadyumun karşısında Akropol olarak kabul edilen tepede M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen bir yapı mevcuttur. Tepenin kuzey batısında ise M.Ö. 350 yıllarına ait bir tapınak bulunmaktadır.

Bizans Hamamları: Stadyumdan sonra Bizans hamamları ile karşılaşılır.
Çifte Kiliseleri (Konsül Kilisesi): Bizans hamamlarının karşısında yer alan Çifte Kiliselerin Hıristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi vardır. 431-438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise 265×29.5 m. boyutlarında bir yapıdır. M.S. 11. yüzyılda Roma döneminde bir bazilikaya dönüşen yapı Meryem Ana’ ya adanmış, burada yapılan 3. Konsül toplantısında Katolizmin doğması kararları alınmıştır. Kilise dünyada Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle bugün bile büyük önem taşımaktadır.
M.S.7. yüzyılda kilisenin apsisinden açılan bir kapı ile ikinci bir kilise inşa edilmiş ve böylece kiliselerin adı  ” Çifte Kiliseler ” olarak tanınmıştır. Bu yeni açılan bölüm din adamlarının ikametlerine ayrılan kısımları ihtiva eder. Meryem ana adına sunulan ilk kilise olması nedeniyle kilise ve çevresi dini bir merkez durumundadır.

Liman Hamamları: İlk kez M.S. 2. Yüzyılda yapılan hamam, 4. yüzyılda İmparator Konstantinus döneminde onarım görmüş ve bazı değişiklikler yapılmıştır.
Arkadiane (Liman Caddesi): Efes’teki harabeleri gezmek için hamamların karşısında bulunan ve limana kadar uzanan mermer döşeli bir caddeye çıkılır .
11m. genişliğinde 530m. uzunluğunda olan bu görkemli caddenin sağında ve solunda yer alan mermer sütunlar bugün de ayaktadırlar. Kralların karşılandığı bir çok önemli gösterinin ve dini törenlerin yapıldığı bu cadde, aynı zamanda limana gelen giden tüm mal ve servetin aktığı yol olduğundan ”Liman Caddesi” olarak anılır.

Tiyatro: Efes harabelerinin en güzel yapılarından biri olan tiyatro, oldukça sağlam kalmış ve bir süre öncesine kadar Efes Festivali gibi şenliklerde rahatlıkla kullanılabilmiştir.25000 kişilik tiyatronun ilk kez Helenistik dönemde yapıldığı bilinmekte ise de bugüne gelen tiyatronun İmparator Cladius zamanında yeniden inşasına başlandığı, İmparator Trianus M.S..98-117 döneminde tamamlandığı bilinmektedir.

Mermer Cadde: Efes’in güneydoğusunda bulunan Magnesia kapısından kuzeybatıda Koresos Kapısına kadar uzanan yaklaşık 400 m.lik mermer döşeli cadde M.S. 5. Yüzyılda yeniden yapılmıştır.

Celsus Kitaplığı: Ticari Agoranın yanında bulunan Celsus Kitaplığı M.S.135 yıllarında Asya Konsülü Julius Aguila tarafından Romalı Mimar Vitruoya’ ya yaptırılmıştır. Arka duvardaki bir kapıdan Celsus’un mezarına geçilir. Celsus’un burada bulunan heykeli bugün İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunmaktadır. Roma mimari özelliklerini tümüyle yansıtan yapının ön cephesinin dekorasyonu, devrinin en güzel örnekleri arasında yer alır. Ön cephe kolonları arasında yer alan dört kadın heykeli ”Akıl”, ”Kader”, ”İlim” ve ”Erdem” öğelerini sembolize eder. Bu heykellerin orijinalleri bugün Viyana Müzesinde bulunmaktadır.

Aşk Evi:Mermer caddeden yukarı çıkıldığında Kuretler Caddesi ile kesişen noktada Aşk Evi bulunur. M.S.1. yüzyıla tarihlenen bu ilginç ev, ana bir hol ve bu hole açılan bir çok odadan oluşmaktadır. Aşk Evinde bulunan mozaik kız portreleri bu evde çalışan kızlara ait olduğu sanılmaktadır. Aşk Evinin duvarları içinde bugünün modern klima sistemine eşdeğer bir soğutma ve ısıtma sisteminin bulunması son derece ilginçtir. Burada şarap mahzenleri, dev ocaklar, hamamlar, havuzlar, yatak odaları, konferans salonları ile muhteşem bir kütüphanesi bulunduğu bilinmektedir.

Skolastika Hamamı: Efes’te yaşayan zengin Romalı bayan Skolastika tarafından yaptırıldığı anlaşılan hamam M.S.400 yıllarına tarihlenmektedir. Merkezi sistemle ısıtılan hamam mermer kullanımının ilginç bir örneğidir.

Hadrian Tapınağı: Kuretler Caddesinin en güzel yapılarından birisi de Hadrian Tapınağıdır.Bu tapınaktan geriye cephe alınlığı kalmıştır.
Tapınağın arşitravında tasvir edilen mitolojik sahnelerden en ilginci Efes’in kurucusu mitolojik kral Andoklos’ un yaban domuzunu öldürüşü ile ilgili sahnedir.

Trajan Çeşmesi: Hadrian Tapınağını geçtikten sonra biraz ilerde solda Trajan Çeşmesi yer alır. Çeşmenin katlarını süsleyen heykeller Efes Müzesinde sergilenmektedir.
Yamaç Evler: Celsus Kütüphanesinden Kuretler Caddesine dönüşte, sağ tarafta Bülbül Dağının yamaçlarında Efesli zenginlerin ikamet ettikleri belirtilen evler vardı. Yakın zamanda restore edilerek orijinal durumlarına biraz daha yaklaşan bu evler, geniş merdivenlerle caddeye dikey olarak açılmakta, duvarlarında fresk ve mozaiklerle süslü, mermer kaplamalar bulunmaktadır.

Domitian Tapınağı: Efes’te bir imparator adına yapılmış ilk tapınaktır. Devlet Agorasının hemen karşısında, kentin en güzel ve en merkezi yerindedir. Yalnız başı ve kolu ele geçen Domitian`in oldukça büyük ölçülerdeki kült heykeli bugün İzmir Arkeoloji Müzesinde, tapınağın giriş altarı ise Efes Müzesinde sergilenmektedir.

Belediye Sarayı (Prytaneion): Efes`in kutsal mekanı sayılan meclis sarayının sağ tarafında Hestia sunağı bulunmaktadır. Bu sunakta sürekli olarak bir kutsal ateş yanardı. Prytaneion politik işlerin görüldüğü ayrıca önemli törenlerin şölenlerin ve kabullerin yapıldığı yerdi. İki Efes Artemis’ ininde buruda bulunmuş olması Prytaneion’ un dini açıdan da son derece önemli bir mekan olduğunu göstermektedir.

Odeon (Bouleuterion): M.S.2. yüzyılda Efesli zenginlerden Publis Vedius Antonius tarafından yaptırılan Odeon`un zamanında üstü ahşap kaplamalıydı.
Artemis Tapınağı: Efeslilerin ilk yerleşimlerinin bu tapınağın olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir.Daha sonra bir depremle tapınağın yıkılması üzerine Roma imparatoru yardımı ile Efesliler tapınağı yeniden ve daha gösterişli inşa ederler. Dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen Efes Artemis Tapınağının bu gün sadece temel kalıntıları bulunmaktadır.

Hamamlar
Lüks Hamam (Kadı Hamamı): 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen hamam ilk Osmanlı eserleri arasında sayılmaktadır. Çifte hamam olarak inşa edilen yapının soyunma yerleri, basık sekizgen kemerli kasnak üzerinde kubbeyle örtülüdür. Ilıklık bölümü beşik tonozludur. Sıcaklık bölümü dikdörtgen planlı olup, iki yanda beşik tonoz örtülü eyvanlar bulunmaktadır. Bugün halen işlevini sürdürmektedir.
Basmane Hamamı: 17. yüzyıl Osmanlı eseri olan hamam halen bakımlı ve işler durumdadır. Ortası havuzlu, sekizgen kasnağa oturan kubbe ile örtülü yapı tipik özelliklerini korumaktadır.

Hanlar
Kızlarağası Hanı: Kentteki hanların en büyüğüdür. Hisarönü’ne giden yol üzerinde yer alan yapı 1745’te Kızlarağası Hacı Beşir tarafından yaptırılmıştır. Kareye yakın dikdörtgen planlı, iki katlı, avlulu büyük bir yapıdır. Yedi kapısı vardır. Güneyinde bir, kuzeyinde iki koridor beşik tonozlarla örtülüdür. Avlunun etrafında tonozlarla örtülü ve yuvarlak kemerli girişleri olan 10 oda, üst katta bulunmaktadır. Duvarları güzel bir taş işçiliği ile örülmüştür.
Mirkelamoğlu Hanı: Yorgancılar Çarşısı’ndan Fevzipaşa Bulvarı’na çıkan sokakta yer alan hanın 18. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. İki katlı ve avlulu olup, avluyu çevreleyen odalardan oluşmaktadır.
Çakaloğlu Hanı: 18. yüzyıl Osmanlı yapısı olan Çakaloğlu Hanı İzmir’in önemli tarihi eserlerindendir. Uzun dikdörtgen planlı olup, üstü tonozlarla kaplı bir çarşı şeklindedir. Düz duvarlar kesme taş ve bir- iki sıra tuğla dizili olarak inşa edilmiştir.
Karaosmanoğlu Hanı: Kentte ayakta kalabilen eski hanlardan biri olan Karaosmanoğlu Hanı, Fevzipaşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. İki katlı ve avlulu yapı, mimari özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Duvarları taş ve tuğla dizili olarak inşa edilmiştir.

Hanlar
Kızlarağası Hanı: Kentteki hanların en büyüğüdür. Hisarönü’ne giden yol üzerinde yer alan yapı 1745’te Kızlarağası Hacı Beşir tarafından yaptırılmıştır. Kareye yakın dikdörtgen planlı, iki katlı, avlulu büyük bir yapıdır. Yedi kapısı vardır. Güneyinde bir, kuzeyinde iki koridor beşik tonozlarla örtülüdür. Avlunun etrafında tonozlarla örtülü ve yuvarlak kemerli girişleri olan 10 oda, üst katta bulunmaktadır. Duvarları güzel bir taş işçiliği ile örülmüştür.
Mirkelamoğlu Hanı: Yorgancılar Çarşısı’ndan Fevzipaşa Bulvarı’na çıkan sokakta yer alan hanın 18. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. İki katlı ve avlulu olup, avluyu çevreleyen odalardan oluşmaktadır.
Çakaloğlu Hanı: 18. yüzyıl Osmanlı yapısı olan Çakaloğlu Hanı İzmir’in önemli tarihi eserlerindendir. Uzun dikdörtgen planlı olup, üstü tonozlarla kaplı bir çarşı şeklindedir. Düz duvarlar kesme taş ve bir- iki sıra tuğla dizili olarak inşa edilmiştir.
Karaosmanoğlu Hanı: Kentte ayakta kalabilen eski hanlardan biri olan Karaosmanoğlu Hanı, Fevzipaşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. İki katlı ve avlulu yapı, mimari özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Duvarları taş ve tuğla dizili olarak inşa edilmiştir.

Kaplıcalar
Balçova Kaplıcaları: Homeros’un destanlarında ve coğrafyacı Strabon’un eserlerinde adı geçen “Agamemnon Kaplıcaları” antik dönemlerden bu güne şifa yurdu olarak kullanılmaktadır. İskender ordularından bir grubun yaralarını tedavi ettikleri bu kaplıcalar, o dönemde daha da ünlenmiştir. Bugün Balçova kaplıcaları olarak anılan bölgede, sıcak su çamur banyosu ve içme suları bulunmaktadır. Halen konaklama tesislerinin bulunduğu Balçova Kaplıcaları daha çok üst solunum yollarının kronik iltihapları, nefritler, bazı iltihaplar, romatizma sendromları, metobolizma ve deri hastalıkları gibi durumlarda yararlı olmaktadır. Balçova Kaplıcalarında bulunan şifalı su, sodyum bikarbonat ve klorür ihtiva etmektedir.
Bayındır Ilıcaları:
Bayındır Ilıcası, Bayındır’ın kuzeydoğusunda Turgutlu yolu üzerinde 8 km. uzaklıktaki Ergendi Ilıcası Dereköy kaplıcasından oluşmaktadır. Birbirlerine 15 dakika uzaklıkta bulunan kaplıcalardaki su sıcaklığı ortalama 40ºC dolayındadır. Kükürt ve sodyum bikarbonat ihtiva eden kaplıcaların daha çok romatizma ve deri hastalıklarının tedavisinde başarılı olduğu belirtilmektedir.
Menemen Ilıcaları: Menemen’in kuzeybatısında, Aliağa çiftliği bucak merkezinin 15 km batısındadır. Sular bir mağaranın içinde kaynamaktadır. Kayaların eski dönemde yontularak kaynağın doğal bir hamam içinde kalması sağlanmıştır. Travmatik nedenlere bağlı kaynaması gecikmiş kırıklar, kemik sisteminin bazı hastalıkları, kan dolaşımı bozuklukları ve benzeri gibi rahatsızlıklar duyanlar bu sulardan yararlanmaktadırlar.
Ilıcagöl Ilıcası: Menemen’in kuzeybatısında ılıca göl bataklığının batı kenarındadır. Su ve çamur banyosu biçiminde uygulanan tedavide ılıcanın ılık ve kükürtlü suları romatizma, deri hastalıkları, safra ve idrar yolu taşlarının düşürülmesi gibi durumlarda yararlı olmaktadır.
Dikili Ilıcası: Nebiler Kaplıcası Dikili Ayvalık karayolunun 4 km. sağında yer alır. Yöredeki ihtiyaçları karşılayacak oranda tesislerin bulunduğu kaplıca suyunda hidroasetat iyonu bulunmaktadır.
Bademli Ilıcaları: Dikili’den 15 km. uzaklıktadır. Arsenik ve hidroasetat ihtiva eder.
Tavşan Adası Ilıcası: Tire İlçe merkezinin 15 km. güneybatısında Uzgur Köyü yakınında ve Elem Gölü (Bozköy) civarındadır. Ilıcanın çok sıcak olan suları banyo ve içme olarak kullanılır. Banyo olarak kullanıldığında romatizma ve deri hastalıkları, çocuk ve kadın hastalıklarına iyi gelmekte, içme olarak kullanıldığı zaman ise akciğer ve gıda metabolizması hastalıklarında yararlıdır.
Seferihisar Kaplıcaları: Seferihisar Doğan Bey Termal bölgesinde bulunan ılıca ve kaplıcaları şöyle sıralanabilir: Cumalı Ilıcaları, Karakoç Kaplıcaları, Kelalan Ilıcası.Bu kaplıcalar; romatizma ve deri hastalıklarıyla üst solunum yolları, kırıklar, kadın hastalıkları gibi rahatsızlıklarda faydalı olmaktadır.
Urla Ilıcaları ( Malkoç İçmeleri): İzmir – Çeşme karayolunun 41. Km de (İçmeler) diye anılan bölgede yer alan ılıca suları karbondioksit ve sodyum klorür ihtiva etmektedir. Ilıca etrafında bulunan kamping ve oda türü konaklama tesisleri bölgesel ihtiyaca cevap verecek durumdadır. Deniz kenarında bulunmaktadır. Daha çok mide ve bağırsak tedavisinde yararlı olduğu belirtilmektedir.
Gülbahçe Ilıcaları: Urla İlçe merkezinin 15 km. batısında, Gülbahçe Körfezi’nde deniz kenarında bulunan ılıca aynı zamanda bir hamama sahiptir. Romatizma ve deri hastalıkları tedavisinde yararlıdır.

Ne Yenir?
İzmir ve yöresinin yemekleri çeşit açısından son derece zengin olup, Ege, Akdeniz ve Anadolu mutfaklarının özgün bir bileşimidir. Yörenin bitki örtüsünün yanı sıra, çok kültürlü toplumsal yapısı da bu oluşumda etkendir.
Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi çorbası,kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani,ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi bostan, ebegümeci, radika salatası.

Ne Alınır?
İzmir’in en yoğun alışveriş trafiğine sahne olan sokakları, Anafartalar Caddesi’nin sağında ve solunda yer alan ve hala yüzyıl öncesinin atmosferini kepenklerinin kıvrımlarında, kapı eşiklerinde, basık tavanlarında, eski kiremitlerinde taşıyan Kemeraltı Sokaklarıdır. Eski görüntü tamamen olmasa da hala işportacıların bağrışmaları bakırcılar çarşısının kendine has sesleri Şadırvan Cami yanındaki Sebil’in şırıltısı, Kestane pazarındaki balıkçıların ıslak önlükleriyle bağrışmaları, Kemeraltı’nın pek değişmediğini gösteren belirtileridir.
Urgancılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, basmacılar, ayakkabıcılar hepsi de hala işlerini sürdürmektedirler. Bunların yanı sıra en iyi ve modern alışveriş merkezleri Alsancak’taki Kordon Boyu’nda, Karşıyaka ve Cumhuriyet Caddesi’nde bulunur.
İzmir’de en önemli alışveriş merkezi olan Kemeraltı’na komşu Çankaya ve oradan da seçkin butik ve mağazaların yer aldığı Alsancak’a ulaşıp alışveriş yapabilir, Karşıyaka’da da aynı olanakları bulabilirsiniz.

Yapmadan Dönme
Selçuk-Şirince Köyü Birgi Çakırağa Konağı, Kızlarağası Hanı, tarihi Asansör’ü gezmeden,
İzmir Arkeoloji Müzesi, İzmir Atatürk Müzesi, Kordonboyu, Kemeraltı Çarşısı, Teleferik Tesisleri ve Balçova Kaplıcaları, Efes Harabeleri, Meryem Ana Evi, Şirince Köyü, Bergama Antik Kenti, Çeşme plajlarını görmeden,
İzmir Asansör Restaron’da İzmir Köftesi, Ödemiş Kebabı, Boyoz (börek), Kumru, Gevrek ve meşhur Gerdan tatlısı tatmadan,
Kuru İncir, sultaniye üzüm, Kemalpaşa Kirazı, Bergama tulum peyniri ve lokma almadan,
Foça ve Çeşme’de balık yemeden,
Ödemiş İpeği (Pembizar), İğne Oyaları, Yemeni ve Görece nazar boncuklarından satın almadan,
İzmir Fuarı ile Selçuk Festivali’ni görmeden, dönmeyin.

Bunları Biliyor Muydunuz?

İzmir’in en az 8000 yıllık bir tarihe sahip olduğunu,
Dünya’nın en büyük 3.Heykeli ünvanı bulunan Buca-Mevlana Heykeli’nin İzmirde olduğunu,
Iliada ve Odysseus”un yazarı Homeros’un İzmir’li olduğunu,
İncil’de sözü edilen “Yedi Kilise”den üçünün İzmir ili sınırları içinde olduğunu,
Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Artemis Tapınağı’nın Selçuk’ta olduğunu,
.Parşömen kağıdının Bergama’da keşfedildiğini,
Eski dönemlerde Foçalıların 50 kürekli ve 500 yolcu taşıyan tekneler inşaa ettiklerini,
Eski Foçalıların Batı Akdeniz’de bir çok koloni kurduklarını, bunlardan bazılarının İtalya’da“Velia”, İspanya’da “Ampurias” ve Fransa’da “Marsilya” olduğunu,
Tanrıça Athena adına inşa edilen ilk tapınağın İzmir’de inşaa edildiğini,
Filozof ve şair olan Xenophanes’in İ.Ö. 6. yy’da Kolofon’da yaşadığını,
“Bir nehirde iki kez yıkanılmaz” diyerek her şeyin değiştiğini söyleyen ünlü filozof Heraklit’in (İ.Ö 540-480) Efes’te yaşadığını
Filozof Anaxagoras’ın (500-428 B.C) Clazomenae’de, (bugünkü Urla) yaşadığını,
Eski çağın ünlü hekimi Galen’in (131-210.İ.S.) Bergama’da yaşadığını,
Meryemana için yapılan ilk kilisenin Efes’te olduğunu,
İncil’in dört yazarından biri olan St. John’un Selçuk’ta öldüğü ve burada gömüldüğünü,
Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın 188 yılının kışını Antonious ile birlikte Efes’te geçirdiğini,
Fransız yazar ve şairlerden Lamartine, Chateubriand, Theophile Gautier, and Gustave Flaubert’in İzmir’i ziyaret ettiklerini,
Papa VI. Paul’un 1967 ve Papa II. John’un 1979 yılında Meryemana Evini ziyaret ettiklerini,
Uluslararası “İzmir Festivali” kapsamında Ray Charles, Paco De Lucia, Joan Baez, Martha Graham Dance Company, Tanita Tikaram, Jethro Tull, Leningrad Philarmony Orchestra, Christ De Burg, Sting, Moscow State Philarmony Orchestra, Julio Iglesias, Jan Garbarek, Red Army Chorus, Academy of St. Martin in the Field, Kodo, Chick Corea, New York City Ballet, Nigel Kennedy, Brayn Adams, Elton John ve James Brown’un İzmir’e geldiklerini,
Ünlü şarkıcı Dario Moreno’nun Izmir’de yaşadığını,
Bademler köyünün Türkiye’de tiyatroya sahip ilk ve tek köy olduğunu biliyor muydunuz?

Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü
Kamp Yerleriizmir saat kulesi
Gümüldür
66 Evler Gümüldür / İzmir
Tel: (232) 793 19 97

Tanay
Şifne Yolu, Ilıca / Çeşme
Tel: (232) 729 35 76

Teos-Emeksiz
Sığacık, Seferihisar / İzmir
Tel: (232) 369 64 85

Kalemlik
Çukurallı Mah. Özdere / İzmir
Tel: (232) 369 64 85

İl Kültür Müdürlüğü

Tel: (232) 441 13 97
Faks: (232) 441 13 98

Orkestra ve Korolar

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası
Müdür: Numan Pekdemir
Adres: S.S.K. Blokları C1 Bolk Kat-4
35260 Konak – İzmir
Tel: (0 232) 484 83 43
Faks: (0 232) 484 51 72

İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü
Adres: Serbölük Vakıf İşhanı Gazi Bulvarı No:81
Çankaya – İzmir
Koro Tel: (0 232) 483 09 60

Devlet Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğü
Mithatpaşa Cad. 94
Konak – İzmir
Tel: (0 232) 484 89 45
Faks: (0 232) 441 13 98

Müzeler

İzmir Müzesi
Adres: Halil Rıfat Cad. No: 4 Konak – İzmir
Tel: (232) 484 83 24
Faks: (232) 425 46 77

Atatürk Müzesi
Adres: Atatürk Cad. No: 24 Alsancak – İzmir
Tel: (232) 421 70 26

Bergama Müzesi
Adres: Cumhuriyet Cad.
Bergama – İzmir
Tel: (232) 633 10 96
Faks: (232) 631 07 77

Çeşme Müzesi
Adres: Kale Sok. No:1 Çeşme – İzmir
Tel: (232) 712 66 09

Efes Müzesi
Adres: Kuşadası Cad. Selçuk – İzmir
Tel: (232) 892 60 10
Faks: (232) 892 70 02

Ödemiş Müzesi
Birgi Çakırağa Konağı
Adres: Ödemiş – İzmir
Tel: (232) 545 11 84

Tire Müzesi
Adres: Samizade Meydanı Tire – İzmir
Tel: (232) 512 18 60
Faks: (232) 512 18 62

Etnografya Müzesi
Adres:Halit Rıfat Paşa Caddesi, 3. Konak
Tel : (0232) 489 07 96

Önemli Günler

Mahalli Kutlama Günleri

Ulu Önder Atatürk’ün Bergama’ya Gelişi
Bergama
Her Yıl 13 Nisan Günü

Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanımı Anma Günü
Karşıyaka
14 Ocak

İlk Kurşun Töreni
Ödemiş
Mayıs Ayının Son Pazar Günü

Atatürk’ün İlçeye Gelişi
Seferihisar

Müzeler Haftası
Tire
24-28 Mayıs

Sultan Nevruz Bayramı
Tire
21 Mart

Hıdrellez Bayramı
Tire
6 Mayıs

Bağ Bozumu Şenlikleri
Urla
14 Ağustos

Kabotaj Bayramı
Karaburun
1 Temmuz

Kurtuluş Günü

Bergama’nın Kurtuluşu
Bergama
Her Yıl Eylül Ayının 14′ünde

Beydağ’ın Kurtuluşu
Beydağ
7 Eylül

Çeşme’nin Kurtuluşu
Çeşme
16 Eylül

Çeşme Alaçatı’nın Kurtuluşu
Çeşme-Alaçatı
15 Eylül

Dikili’nin Kurtuluşu
Dikili
14 Eylül

Foça’nın Kurtuluşu
Foça
11 Eylül

Kiraz’ın Kurtuluşu
Kiraz
1 Eylül

İzmir’in Kurtuluşu
İzmir
9 Eylül

Karaburun’un Kurtuluşu
Karaburun
16 Eylül

Kınık’ın Kurtuluşu
Kınık
13 Eylül

Menemen’in Kurtuluşu
Menemen
9 Eylül

Ödemiş’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu
Ödemiş
3 Eylül

Seferihisar’ın Kurtuluşu
Seferihisar
11 Eylül

Selçuk’un Kurtuluşu
Selçuk
8 Eylül

Tire’nin Kurtuluşu
Tire
4 Eylül

Torbalı’nın Kurtuluşu
Torbalı
7 Eylül

Urla’nın Kurtuluşu
Urla
10-11-12 Eylül

Fuarlar

Uluslararası İzmir Fuarı
İzmir
26 Ağustos-10 Eylül

Ödemiş Milli Fuarı
Ödemiş
3-13 Eylül

Festivaller

Uluslararası Karpuz Festivali
Bayındır
Temmuz

Uluslararası Müzik Festivali
Çeşme
4-9 Temmuz

Kültür ve Sanat Festivali
Dikili
Temmuz Ayının Son Haftası

Kültür ve Sanat Festivali
Foça
Ağustos Ayının 2. Haftası

Uluslararası İzmir Festivali
İzmir (Merkez)
29 Temmuz-19 Ağustos

Kemalpaşa Kiraz Festivali
Kemalpaşa
Mayıs Ayının 3. ve 4. Haftası

Menemen Kurtuluş Festivali
Menemen
7-8-9 Eylül

Çilek Festivali
Menemen-Emiralem
5 Mayıs

Kiraz Festivali
Ödemiş-Bademli
Mayıs Ayının Son Haftası ya da Haziran Ayının İlk Haftası
Uluslararası Selçuk-Efes Kültür Sanat ve Turizm Festivali
Selçuk (Efes Antik Stadium)
16-17 Ocak

Kültür ve Sanat Festivali
Tire
3-6 Eylül

Şenlikler

Bahar Şenliği
Kınık
6 Mayıs

Torbalı Güz Etkinlikleri
Torbalı
Basın ve Gülmece Konusu 7-8-9 Eylül
Çevre ve Gülmece Konusu 6-7-8 Eylül
Yaşam ve Gülmece Konusu 5-6-7 Eylül
Siyaset ve Gülmece Konusu 3-4-5 Eylül

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

div style="clear:both;">